Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Abdurrahman Yıldırım Mayıs ateşi piyasaları 5 cephede sınayacak
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        İki yıl arka arkaya pozitif seyreden küresel piyasalar 2026’ya da güçlü bir başlangıç yaptı. Ocak ayındaki sert yükseliş iştahı artırırken, ay sonunda gelen kar satışları ilk uyarıyı verdi. Şubat ise yönsüz, dalgalı ve temkinli bir görünümle geçti.

        • Asıl kırılma şubat sonunda geldi. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı sürpriz saldırı, yalnızca jeopolitik dengeleri değil, finansal piyasaların sinir uçlarını da sarstı.
        • Mart ayı yatırımcılar açısından ciddi bir şok etkisi yarattı. Riskten kaçış hızlandı, kayıplar derinleşti ve güven zedelendi.

        Mart sonunda gelen ateşkes, nisan ayında güçlü bir toparlanmayı beraberinde getirdi. Ocakta yüzde 4 yükselen, şubatta yatay seyreden ve martta yüzde 9,1 gerileyen MSCI tüm dünya borsaları endeksi, nisanı yüzde 12,1 primle ve zirvede kapattı. Böylece dört aylık kümülatif getiri yüzde 6,1’e ulaştı.

        • Dikkat çeken nokta, kırılmaların çoğunlukla ay sonlarına denk gelmesi. Bu durum, piyasalardaki oynaklığın rastlantısal değil, belirli bir ritim içinde gerçekleştiğini düşündürüyor.

        Pür dikkat tetikte kalma zamanı

        Ve şimdi mayıs ayındayız.

        Normal şartlarda “mayısta sat ve git” yaklaşımı öne çıkar. Ancak içinde bulunduğumuz dönemde ne zamanlama klasik ne de riskler alışıldık düzeyde. Çünkü fiyatlamaları artık yalnızca ekonomik veriler değil, küresel güç mücadelesi, lider davranışları ve jeopolitik gelişmeler belirliyor.

        • Mayısa girerken küresel düzeni sarsan sorunların hem sayısı fazla hem de kontrol edilmesi zor.
        • Daha da önemlisi, sorunları çözmeye çalışan aktör ile sorunların kaynağı çoğu zaman aynı noktada birleşiyor.

        ABD ve Başkan Donald Trump’ın yaklaşımı, diplomasi yerine baskı ve güç kullanımını öne çıkarıyor. Tehdit, yaptırım, sert söylem ve savaş giderek temel politika araçlarına dönüşmüş durumda.

        • Hegemon olarak elindeki kozların gücü tartışmalı olabilir ancak bu kozlara duyulan inanç piyasaları yönlendirmeye yetiyor.

        Bu ortamda beş ayrı başlık altında biriken risklerin nasıl sonuçlanacağı, mayıs ayının yönünü belirleyecek.

        • Bu kez kenara çekilip beklemek veya tatile çıkmak kolay değil.
        • Ne satış için rahat bir zemin var ne de fırsatları kaçırma lüksü bulunuyor.
        • Bu nedenle en doğru yaklaşım, gelişmeleri yakından izleyerek tetikte kalmak.

        Mayıstaki 5’li test ne?

        • Ortadoğu’da savaşın ikinci aşaması gündemde ve her an devreye girebilecek bir görünüm sergiliyor. Yeniden başlandığında çatışma bölgesel bir savaşa da dönüşme riski taşıyor. İran için Hürmüz’ü kapatmak yetmeyecek. Üstelik ABD’nin hedefi de bu boğazı trafiğe açmak.
        • ABD’de başkan ile Kongre arasında savaş yetkisine ilişkin tartışmaların sertleşmesi bekleniyor. Trump ateşkes nedeniyle sürenin durduğunu savunurken karşı görüş ablukanın da fiilen savaş anlamına geldiğini ve 2 aylık sürenin bittiğini öne sürüyor.
        • AB ile ABD arasında ticaret gerilimi artıyor. Almanya’ya yönelik gümrük vergisi tehdidi ve ardından bu ülkedeki ABD’li asker sayısını 5 bin kişi azaltma kararı sürecin yeni aşaması olarak öne çıkıyor.
        • Ay ortasında Trump’ın Çin ziyareti planlanıyor. Ticaret ağırlıklı geçmesi beklenen görüşmelerden piyasalar kısa vadeli olumlu sinyaller çıkarabilir.
        • Fed’e başkan atama sürecinin 15 Mayıs’ta netleşmesi bekleniyor. Ancak süreç tamamlanmadan yeni tartışmaların ortaya çıkması ihtimal dahilinde. Kaldı ki atama sonrası yeni başkanın ilk açıklamaları da, erken bir Trump-Fed kavgasını yeniden başlatabilir.

        Bu çerçevede belirsizlik yüksek, oynaklık kaçınılmaz görünüyor. Ancak bu tür dönemler aynı zamanda yeni fırsatların da ortaya çıktığı zamanlar oluyor.

        Gidişin barometresi petrol

        Petrol fiyatları bu sürecin en önemli göstergesi olmayı sürdürüyor. İlk dört ayda yüzde 92,6’lık artış, sıradan bir fiyat hareketi değil, doğrudan jeopolitik risklerin yansıması.

        • Savaşın ilk aşamasında yaşanan bir aylık yüzde 57’lik yükseliş bile tek başına dikkat çekiciydi.
        • Ortalama fiyatların 62 dolardan 104 doların üzerine çıkması, yalnızca enerji piyasasını değil, enflasyon ve büyüme başta olmak üzere tüm makro dengeleri bozuyor.

        Sonucu ne belirleyecek?

        Eğer başlarsa ikinci aşamada belirleyici olan unsur, savaşın nasıl genişleyeceği olacak.

        • İran’ın vereceği karşılık yalnızca askeri değil, ekonomik bir strateji de içeriyor.

        Hürmüz Boğazı önemli bir koz olmayı sürdürürken, Mendep hattında oluşabilecek riskler küresel ticaret, petrol tedariğinde ve fiyatlarında yeni bir baskı yaratabilir.

        • Enerji altyapılarına yönelik saldırılar ise daha kritik bir risk unsuru olarak öne çıkıyor. Çünkü üretim kadar erişim ve kullanım da belirleyici.

        Savaşın genişlemesi halinde bu durum bölgesel sınırları aşarak küresel ekonomik etkiler yaratacağı ve bu etkileri büyüteceği çok açık.

        Savaşın seyri, petrol fiyatlarının yönü

        Piyasaların yönünü belirleyecek iki temel unsur bulunuyor: savaşın seyri ve petrol fiyatlarının yönü.

        • Petrol fiyatlarının 120 doların üzerinde kalıcı hale gelmesi, küresel ekonomi açısından kritik eşiğin aşılması anlamına gelebilir.
        • Bu durumda mayıs ayı, nisan ayındaki toparlanmanın tersine bir tablo ortaya koyabilir.

        Son söz: “Belirsizlik yatırımcının düşmanı değil, fırsatın kaynağıdır.” Peter Bernstein