Fenerbahçe, Göztepe’yi ikinci yarının ilk 10 dakikasında attığı 3 golle yenerek şampiyonluk iddiasını sürdürdü.
Karşılaşmanın ilk yarısını izleyenler, beklemedikleri bir maça tanıklık ettiler.
Taraftarlar kötü oyun karşısında sanırız, “ şampiyonluk bu oyunla hayal” diye düşünmüştür.
Panik, korku, telaş ve kaos futbolcuların üzerine kara bir bulut gibi çökmüştü.
Göztepe baskısı karşısında kendi ceza sahasından çıkamadılar. İlk yarı rakip kale de pozisyon bulmak bir yana orta sahayı geçemediler.
İzmir takımı diri ve enerjik. Önde baskı yaptılar. Oyunu Fenerbahçe yarı alanına yıktılar. Buna direnen bir hamle görmeyince işleri iyice kolaylaştı.
Fenerbahçe savunması top çıkarmakta zorlandı. Savunma ile forvet hattı arasında uzun bir mesafe oluştu. Orta saha top tutamayınca sürekli atak yediler.
Amrabat savunmanın içine gömüldü. 3’lü defans bir anda 6’lıya döndü.
Tadic bu dizilişte verimsizdi. Doğru dürüst bir top kullanamadı. Hatta, top tutamadı. Pas hataları yaptı. İkili mücadeleleri kaybetti.
Yalnız Tadic mi? Takımın tamamında çaresizlik vardı.
Bir başka dikkat çeken görüntü ise, savunma oyuncularının hava toplarında ki etkisizliğiydi. Belki de bu nedenle Mourinho stoper takviyesi yapıyor.
İkinci yarı başladığında sanki rüzgar tersine dönmüştü.
Bambaşka bir takım vardı sahada. Siyahla beyaz kadar farklıydı.
Bunun temel nedeni, yapılan hamlelerdi. Kostic ve Maximin’in oyuna girmesi her şeyi değiştirdi.
İkinci yarının ilk 10 dakikasında arka arkaya gelen 3 gol hem şaşırttı hem de sevindirdi taraftarı.
İlk 45 dakikayı izleyenler, “ bu takımdan bir şey olmaz” diye düşünürken, ikinci yarıyla birlikte şampiyonluk için umutlandılar.
Atılan 3 gol dışında kaçanları da göz önüne alırsak, Sarı-Lacivertlilerin müthiş bir geri dönüş sağladığını söylemeliyiz.
Son bölümdeki oyun, Fenerbahçe’ye yakışan beklenilen bir oyundu.
Teknik direktör Mourinho, elinde ki oyuncuları gerçekçi bir dizilişle sahaya çıkarırsa bu takım çok şey yapabilir.
Elde yeterince güçlü potansiyeli olan oyuncu grubu var. Yeter ki, doğru karar verilsin.