Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Nasuhi Güngör Orman kanunu ve tehcir planı
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        ABD Başkanı Donald Trump’ın sözde Gazze planı dünyayı ayağa kaldırdı deyim yerindeyse. Bu tepkiler kuşkusuz önemli. Ancak şunu gözden kaçırmayalım. Yeni başkanın bu çıkışları, birkaç aylık bir plan ya da yaklaşımın ürünü değil.

        Evet, Trump bir tüccar. Hatta bunu daha çok bir simsar üslubuyla yaptığı da ortada. Konuştuğu pek çok meselenin tarihini ve dinamiklerini bilmiyor. Buraya kadar tamam. Ancak ne yaptığını bilmiyor diyen varsa, ona katılmam mümkün değil.

        Bir buçuk yıldır Gazze’deki katliam öylesine korkunç boyutlara ulaştı ki, Batı Şeria’da devam eden işgale yeterince bakamadık. Oysa kurulduğu günden bu yana bölgede toprak çalan, el koyan, insanları zorla evinden yurdundan uzaklaştıran İsrail, bir yandan Gazze’de onbinlerce insanı katlederken, diğer yandan adına “yerleşim” dediği işgali sistematik biçimde devam etti.

        İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM?

        Türkiye başta olmak üzere pek çok ülkenin iki devletli çözümden yana olduğu malum. Hatta bunu hoşumuza gitmese bile 1967 sınırlarında kabul ediyoruz.

        Fakat 7 Ekim 2023’ten hemen sonra söylediğimi, burada bir kez daha tekrar edeyim. İsrail ve onun arkasındaki güçler, iki devletli bir çözümü sadece arada laf olsun diye anıyor. Gerçekte ise Filistin halkına yönelik bir tehcir planı adım adım kurgulanıyor. Suriye, Ürdün ve Mısır’dan toprak alınarak kurulacak yerleşim bölgeleri. İsrail’deki strateji merkezleri bunu “Size layık olduğunuz gibi çölde bir çadır devleti kuracağız” diye aktarıyordu o günlerde.

        TRUMP “SEVDİLER BU PLANI”

        Trump geldiği günden itibaren, ABD’nin dünyadaki bazı meselelerle ilgilenmeyeceğini, asıl odağının Pasifik hattı ve Çin olduğunu tekrarlayıp duruyor herkes. Bunun en doğru yanı, ABD’nin karşısındaki küresel rakibini seçme arayışı olarak görülebilir.

        Ancak bizim merkezinde yer aldığımız bölgeye dair Amerikan ilgisini, asker çekmek başlığı altında tartışmanın zaman zaman bizi yanılttığı da ortada. Sadece İsrail’in varlığı bile bu ilgiyi kalıcı ve silahlı hale getirmeye yeter de artar zaten. Önceki gece Trump-Netanyahu görüşmesinde ortaya çıkan kareler bunu fazlasıyla ifade ediyor.

        Şimdi Gazze’ye el koymak istediğini açıkladı Trump. Henüz kimin ne dediğini bilmesek ve iyi niyetimizi korusak da, bazı Arap rejimlerinin bu hamurun içinde yoğrulduğunu öğrenmek kimse için şaşırtıcı olmaz sanırım. Trump’ın “Onlara anlattım, yapacaklar, verecekler. Sevdiler bu planı” sözlerinin gerçekliğini bilmek mümkün olmasa da, bölgedeki rejimlerin sicili kaygılı olmak için yeterli ne yazık ki.

        MEYDAN OKUMA

        Öte yandan Trump ve Netanyahu görüşmesinden dünyaya verilen mesajların, aynı zamanda bir meydan okuma olduğu da unutulmamalı. Burada bir geri çekilmeyi ya da ilgisizliği değil, yeni bir ilişki biçimini arıyor ABD. Yeni bir hegemonya, yeni bir sömürü ve kontrol etme biçimi başka bir deyişle.

        Bunun ne kadarını Trump eliyle yapacak, öngörmek kolay değil. Elinde çok sayıda güçlü aracı olduğu malum. Bunları saldırganca sahaya sürerken, ortaya yeni çatışma alanlarının çıkacağının da pekala farkında. Belki de bunlar üzerinden istediği dönüşümü gerçekleştirmeyi hedefliyor.

        HAKAN FİDAN “ORMAN KANUNU”

        Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün Anadolu Ajansı Editör Masası’nda “Gazze planı”yla ilgili Türkiye’nin tavrını çok net olarak ifade etti:

        “Trump'ın planı kabul edilemez bir konu. Filistin meselesi tam da bu nedenle başladı. Filistinlilerin ait olduğu topraklardan sürülmesi ile başlayan bir sorun. Tehcir meselesi ne bölgenin, ne bizim kabul edebileceğimiz bir durum. Bunu düşünmek bile abesle iştigal. Tartışmaya açılması bile yanlış. Gazze'nin kendi halkını denklem dışı bırakmaya çalışan bütün inisiyatiflere karşıyız"

        Bakan Fidan, dünyanın bir orman kanununa doğru ilerlediğini söyledi ve ekledi: “Kimsenin diğerinin ihtiyacını düşünmeden 'Yapıyorum çünkü güçlüyüm' felsefesini uygulamaya koyduğunu görüyoruz.”

        Bakalım bölgemizdeki yönetimler bu sınavı nasıl verecekler.