Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Nasuhi Güngör Karanlığa değil, aydınlık geleceğe
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Bugün Ramazan ayının son günü. Başka bir ifadeyle bayramın arefesi. Böyle bir günde kaç gündür tartıştığımız gergin gündeme biraz olsun ara vermek istiyorum. Esasen bu atmosferin içinde bizi mutlu edecek ve geleceğe umutla bakmamızı sağlayacak nice gelişmeyi göremediğimizi düşünüyorum.

        Bu yaklaşım, mevcut gündemi yok saymak değil, dünyanın gidişatının hayranlık verici olduğunu söylemek hiç değil. Ama başımızı biraz olsun başka alanlara çevirebilsek görebileceklerimiz çok farklı.

        Önceki akşam Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun iftar programına katıldık. Uzun zamandır medyamızdan bu denli geniş katılımın olduğu bir ortamda olmamıştık. Bir yanıyla da meslektaşlarımızla hasret giderdiğimiz bir akşam oldu.

        DEMİRYOLCULAR, KARAYOLCULAR

        Bakan Uraloğlu’nu kabine göreviyle birlikte daha yakından tanıma fırsatım oldu. Ankara dışındaki bazı programlarını takip ettim.

        Dostlarım bilir, gurbetçi çocuğuyum. Anne ve babam Almanya’da olunca beni rahmetli dedem büyüttü. Uzun yıllar Devlet Demiryolları bünyesinde çalışmıştı. Bir parça da olsa onunla tanıdığım bir “demiryolcu” kültürü vardır. Sakin, sabırlı ve uzun soluklu bakabilen, yurdun dört bir yanındaki her tren seferinden, özellikle de bakım ve onarımından kendisini sorumlu sayan bir duygu dünyası. Dedemi dinlerken kendimi rayların üzerinde hissedip uykuya daldığımı hatırlarım.

        Bakan Uraloğlu, çok kısa bir dönemin dışında yıllarını karayollarında farklı görevler üstlenerek geçirmiş bir isim. Bakanlıktan hemen önce de genel müdür olarak görev yapıyordu.

        Demiryolculara benzer bir ruh halini, karayolcu diye tanımlayabileceğimiz fedakar insanlarda da görmek mümkün. Zihinlerine kazınmış haritalar var adeta. Nereden nereye gelinmiş, hangi yollar hangi şehre uzanıyor. 1929 yılında Nafia Vekaleti (Bayındırlık Bakanlığı) içinde kurulan Şose ve Köprüler Reisliği’nden bugünlere uzanan bir hikaye bu.

        SURİYE'DE NELER YAPIYORUZ?

        İftar sofrasında Bakan Uraloğlu, pek çok konuda önemli açıklamalar yaptı, yakın geleceğe dair bilgiler verdi. Bunları meslektaşlarımız dün itibarıyla detaylı biçimde kamuoyuna aktardı.

        Daha fazla ilgilendiğim bir alan olduğu için özellikle Suriye özelinde yaptığı açıklamaların altını çizmek istiyorum. Ayrıca biraz kafamızı kaldırıp coğrafyaya bakmanın hepimize iyi geleceğini düşünüyorum. Türkiye’yi sürekli batan bir gemi gibi göstermek isteyen karamsar ve iyi niyetten yoksun yaklaşımları ancak böyle aşabiliriz.

        Ulaştırma ve Altyapı Bakanı, kendi bulunduğu alanda Türkiye’nin Suriye ile beş başlıkta aktif teması olduğunu ifade etti. Karayolu, demiryolu, havayolu, denizcilik ve iletişim.

        “Karayollarına baktığımızda istenen standartlarda olmasa da hali hazırda işleyen bir sistem var.” Mevcut karayollarının geliştirilmesinin bir ihtiyaç olduğunu, ancak karayolundaki iyileştirmenin ilk öncelikleri olmadığını ifade etti.

        Peki demiryolu? Suriye tarafında yaklaşık 50 kilometrelik bir hattın tamamen tahrip edildiğini ifade etti: “Onu yapma noktasında bir programlama yapmaya gayret ediyoruz. Yapabilirsek Şam'a kadar demiryolunu bağlamış olacağız. Bu gündemimizde.” dedi.

        ŞAM'IN DÜNYAYA AÇILAN KAPISIYIZ

        Havayollarında alınan mesafe hayli stratejik. Özetle aktaralım: “Şam Havalimanı’nın Türkiye’nin teknik desteğiyle ayağa kaldırıldı. Bazı sistemleri kurduk. Bir kısım radarların da temin edilerek kurulması lazım. Yerli ve milli de olsun istiyoruz. ASELSAN üretimlerini yürütüyor. Arkadaşlarımız sahada.”

        Türk Hava Yolları’nın, ilk aşamada haftada 3, ardından 5 olan Şam-İstanbul seferlerini ise yine stratejik boyutuyla aktardı Bakan Uraloğlu. Çünkü bu uçak seferleri Şam’ın dünyaya açılan kapısı. Farklı havayolu şirketlerinin de uçuş talebi olduğunu ve bunları da hayata geçireceklerini belirtti.

        Yeni yollar, demiryolu hatları, hızlı trenler, devasa uçuş pistleri ve daha pek çok alanda yakın geleceğe dair projeleri de dinleme imkanımız oldu.

        SOSYAL MEDYA DÜZENLEMESİ

        Sorunlarımızı tartışırken, Türkiye’nin nereden nereye geldiğini görmemek, hatta inanılmaz bir gayretle bunun üzerini örtmek, gelecek yok, ülke bitiyor diye feryat etmek bize bugüne kadar hiçbir şey kazandırmadı.

        O akşam dile getirilen hayati bir konunun nasıl tartışıldığını izlemek bile çok şey söylüyor hepimize. Sosyal medyayla ilgili belli yaş gruplarına dair bazı düzenlemelerin geldiği noktayı da aktardı Abdulkadir Uraloğlu:

        “Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız ekipleri bir araya geldik. Geldiğimiz nokta şudur: Sosyal medyada 13’le 16 yaş arası ebeveyn iznine tabi olsun, 13 yaş altı izin verilmesin şeklinde. Genel bir mutabakat sağladığımızı söyleyebiliriz. Bunu ete kemiğe büründürüp Meclisimizin takdirine AK Parti grubumuz tarafından bu getirilecek. Böyle bir düzenlemeyi bu sene içerisinde inşallah yapmış oluruz.”

        Dünyanın hemen her ülkesinde yapılan ve ciddi kısıtlamaların uygulandığı bu düzenlemelerin ülkemizde nasıl ele alınacağını, her vesileyle karanlıklar içindeyiz diyenlerin bu konuyu hangi zeminlere taşıyacağını şimdiden söylemek mümkün.

        Şimdilik bir kenara yazıp, izlemeyi tercih ediyorum.