CHP'ye mutlak butlan kararının ardından Özgür Özel'den açıklamalar
Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Özgür Özel "Bugün ilk itirazımızı, tedbir kararını kaldırılması için Yargıtay'a yaptık. Yarın YSK'nın bize vermiş olduğu mazbataya sahip çıkması için YSK'ya başvuracağız." dedi. Özel, Kılıçdaroğlu'nun telefonunu açıp açmadığı sorusuna "Arayanlar arasında sayın Kılıçdaroğlu'nun telefonu var. Dönüp de ne konuşacağız. Sayın Kılıçdaroğlu'ndan daha önce şanla, şerefle seçildiği CHP koltuğuna AK Parti yargısının eliyle dönmek isteyeceğini ihtimal dahilinde görmek istemem. Bugün itibariyle o telefona bu psikolojiyle açmak olmaz." şeklinde yanıt verdi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Özgür Özel, CHP Genel Merkezi'nde açıklamalarda bulundu.
Özgür Özel'in açıklamalarından satır başları:
2023’te Türkiye’yi cumhuriyetin ikinci yüzyılında bir büyük zaferle birlikte yeniden ayağa kaldırmaya, demokratikleştirmeye, zenginleştirmeye, o seçimi kazanmaya, çok istekliydik. Bütün Türkiye istekliydi. Bir değişim umudu vardı. Ancak o seçimleri kazanamadık, kaybettik. O seçimlerin kaybında en büyük sorumluluk Cumhuriyet Halk Partisi’ndeydi. Millet o gün, o günlerde yaptığım bir tanımlamayla partimizden siyasetten bir duygusal kopuş yaşamaktaydı.
Emekliler örneğin öğretmen evine çıkmamaya, kahvede buluşmamaya, otursalar da konuşmamaya, yolda giderken yerde gazoz kapağına gençler tekme atmaya. Herkes bir yoldan 'mümkünse yurtdışına gideceğim' demeye başlamıştı. CHP bir özeleştiri yapmaya başlamıştı. Anketler yüzde 12-13, protesto oylar yüzde 40'ları göstermekteydi. Bu duygu durumu içinde biz 'CHP değişmelidir' dedik. Bu sözlerimiz tepki görünce görevi üstlendik.
"'EN GÜVENDİĞİNİZLE KONUŞUN ÖYLE GELİN' DEDİM"
Yola çıktığımızda aday olacak imzayı dahi toplayamayacağımızı, mevcud delege yapısıyla 60 imzayı bulamayacağımızı, aday dahi olamayacağımızı söylediler. Bütün il kongrelerini gezdik. Kazanırsak nasıl yöneteceğimizi, ne hedeflediğimizi açık açık paylaştık. Dediler ki 'bu delegeyi ikna edemezsiniz'. Dedik ki 'Onu berberi, asansörde ünversite genci, oğlu, torunu ikna edecek'. Eşi yanına yolluk koyarken 'değişim olmazsa gelme, gönül koyarım' diyecek. Ben delegelerimizi buraya çağırırken 'en güvendiğinizle konuşun öyle gelin' dedim.
"'İZİN ALDIN MI' DEDİLER"
Kurultay salonunun en beklenmedik, en organik, en etkileyici sesini siz de hatırlıyorsunuz ben de hatırlıyorum. O koca salon, aşağıda yerini almış delegeye saatlerce 'delege sokağın sesini' diye bağrıldı. O delege kabine girdi. Vicdanının, evladının, berberinin, sokağın sesini dinledi. Delege değişime karar verdi. Hiç huyumuz, haddimiz değildir, şu kadar kibir yapmadık. Galibiyetimizin kimsenin mağlubiyeti olmasını istemedik. O günlerde şunu söylüyorlardı 'Sana devlet geldi mi?' 'Devlet dediğin binadır' dedim. 'İzin aldın mı' dediler. Biz müesses nizamın çomağına orada sopayı soktuk. Kimsenin onayını almadan değişebileceğini, Türkiye Cumhuriyetinde bir siyasi parti genel başkanını yarışla değiştirebileceğini Türkiye'ye ve dünyaya gösterdik.
"KÖTÜ SES İŞİTTİK ASLA CEVAP VERMEDİK"
Biz onay vermeden, bizden onay almadan değişim olmaz diyenler o gece CHP'ye ve güçlü siyasal partiler geleneğimize savaşa açmaya niyetlenmişler. Sonradan bunu da gördük. Önümüzde vakit yoktu. 4 ay vardı. Sözümüz vardı. Ecevit 70'lerde girdiği dört seçimden bu partiyi birinci çıkardı, biz de yapmazsak bu işi bırakacağız demiştik. Büyük özgüvenle yerel seçimlerde adayları belirledik, ittifak aradık. Kötü ses işittik asla cevap vermedik. Sevene sevmeyene can sağlığı diledik, önümüze baktık ve inandığımızı, vatandaşın bize güveninin boşa olmadığını gösterdik.
1 Nisan'da felaket, kayıp bekleyenler, 1 Nisan'dan sonra orada oturamaz diyenler 1 Nisan akşamı ekranlarda, TRT ekranlarında, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin hiçbir siyasi partiye nasip olmayan en büyük yerel seçim başarısını gördüler. O müesses nizamın, AK Parti'nin kara düzeninin, yoksulu daha yoksul, işsizi işsiz yapan, emeği sömüren bizim sahip çıkacaklarımızı kaybettirip, sahip çıktıklarına daha çok kazandıran AK Parti'nin kara düzenine esas çomağı da orada soktuk.
"BİZİM SUÇUMUZ EMEKLİLERİN, ASGARİ ÜCRETLİLERİN, KÖYLÜLERİN, ESNAFLARIN, GENÇLERİN UMUDU OLMAK"
Bizim suçumuz 47 yıldır sonra partiyi 1. parti yapmak, kurulduğu günden beri AK Parti'yi ilk kez yenmek. Suçumuz bu bizim? Bizim suçumuz emeklilerin, asgari ücretlilerin, köylülerin, esnafların, gençlerin umudu olmak. Bugün bu suçun cezası k esilen kadrolar ve bedel ödemesi gerektiren bu partiden uzaklaştırılmaya çalışılan kadrolar delege tarafından sokağın sesini dinleyerek 'ya bu sefer bunlar kazanabilir galiba' duygusunun hatrına göreve getirilmiş olan ve kaybetmeyi kabul etmeyen, bundan sonra kaybetmeyeceğimiz diyen kadrolar. Bizim suçumuz, günahımız bu.
"SİYASET ÜRETEMEYİNCE YARGI KOLLARINI KURDULAR"
Demokrasi sandıkla gelenin sandıkla gitmesi. Adalet ve Kalkınma Partisi, milli irade derken, kendileri içinde yarışlı seçimler yapmıyor. Biz mahalleye sandık koyarak başlıyoruz. Göstermelik kurultay yapanlar, demokrasiyi güya savunanlar, bir kere kaybettiler, milli iradeyi yerle bir ettiler. Birileri bizim kurultayı kazanmamızı da hazmetmedi. Bir d iğerleri bizim yerel seçimi kazanmamızı hazmetmedi. Müesses nizama itiraz edenlerin zaferiyle hiçbir zaman barışamadılar, hazmedemediler. Milletin kararına savaş açmayı tercih ettiler. Siyaset üretemeyince yargı kollarını kurdular. O yargı kolları 19 Mart'ta sivil darbeye kalkıştı. 25, 5 milyon kişinin özgürlüğü için imza verdiği birisini 14 aydır hapiste tutuyorlar. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nu.
"EKREM'E SIRTIMI DÖNSEYDİM, BENDEN İYİSİ YOKTU"
Bize 'Ekrem'i bırak, mücadeleyi bırak, Ankara'ya dön, partinin başında otur'... Oturmayacağım o koltukta. Oturmayacağım koltuk mutlu, mesut, güvenli muhalefet liderliği koltuğudur. Ben bu koltuğu reddediyorum. Ben partimin cumhurbaşkanı adayını cumhurbaşkanı koltuğunda oturtmak için mücadele ediyorum. Konforlu muhalefet partisi genel başkanlığı koltuğunu reddediyorum. Sarayın icazeteyle o koltukta oturmam, oturmam. Bugün geldiğimiz aşamada seçim kazanma suçuna ilave eden kazanacak bir cumhurbaşkanı adayı olarak belirleme. Cumhurbaşkanı adaylığını kabul etseydim, Ekrem'e sırtımı dönseydim, benden iyisi yoktu.
20 bin lira emekli maaşına mahkum edilenlerin 1,5 asgari ücret emekli maaşını almasını, emekli maaşının 39 bin lira olmasını savunanlar bu hayallerinden vazgeçseler, maaşlarını alıp bu koltuklarda oturabilirler, yaşımız müsait. Rejim bana 30 sene bu koltukta oturmayı teklif ediyor. Bu ülkenin 80 yaşına kadar muhalefet koltuğunun tadını çıkaran genel başkanlara değil, bu milletin sorunlarını çözecek genel başkana ihtiyacı var.
"HER TÜRLÜ KİRLİ TEKLİFE HAYIR DİYEREK DOĞRU BİLDİĞİMİZ YOLDA YÜRÜYEREK BUGÜNE GELDİK"
Net söylüyorum; mesele ne Özgür Özel ne de değişim kurultayının göreve getirdiği her birimizin şahsi meselesidir. Her türlü kirli teklife hayır diyerek doğru bildiğimiz yolda yürüyerek bugüne geldik. Bu mesele bizim değil milletin meselesidir. Bu savaş millete karşı açılmıştır. Bu darbe bize değil millete yapılmıştı. 19 Mart'ta Cumhurbaşkanı adayına 20 Mayıs'ta da geleceğin iktidar partisine darbe yapılmıştır. Mesele bu darbeye teslim olup olmama meselesidir. 86 milyondur bunun mağduru. 19 Mart darbesinin kaybının enflasyonu nasıl tırmandığını herkes konuşurken bugün karar yarın piyasalar kapanacakken, bir grubun endişeli grubun Erdoğan'a koşup, yapmayalım, etmeyelim, aman ha diyerek, eyvah iptal ederlerse diye bugünden kararı yükletenlerin resmi rakamlara göre bugün verdiği zarar 10 milyar dolardır.
Yarım saatte borsada yüzde 8,5 düşüşle yakılan rezerv 10 milyar dolardır. Vadeli işlemler piyasasında tüm hisse senetleri için satıcı vardır, alıcı vardır. Yakılacak her r ezerv milletin gelecekte daha pahalıya, et, süt, ekmek alması ve artık alamaması sonucunu doğuracak. Erdoğan milleti adaysız, partisiz, lidersiz, seçeneksiz bırakmanın çabası içindedir. CHP bugün kendisini savunmak peşinde değildir, Özgür Özel kendisini savunma peşinde değildir. Bu imkanlar vardı hepsini elimizin tersiyle ittik. CHP, demokrasiyi, sandığa umut bağlamış bu milletin bütün evlatlarını savunmak durumundadır.
"İLK İTİRAZIMIZI YAPTIK"
Siyasi partileri ayakta tutan üyeleri, delegeleri ve kurultaylarıdır. Bu kararla hiçbir partinin kongresinin artık bir garantisi kalmamıştır. Seçim hukuku, itiraz süreleri vardır. Seçim hukuku dışında başka mahkemelerin bu işlere karışması YSK'yı yok saymaktır. Artık hiçbir siyasinin koltuğunda güvenle oturmaması demektir. 1. Asliye Hukuk mahkemesini ayarlayanın istediğini indirme istediğini bindirme yetkisini tanımlanmaya çalışılmaktadır. Bugün ilk itirazımızı, tedbir kararını kaldırılması için Yargıtay'a yaptık. Yarın YSK'nın bize vermiş olduğu mazbataya sahip çıkması için YSK'ya başvuracağız. Yargıtay'a tedbirin durdurulmasına yönelik başvurularımızın en acil şekilde ele alarak, YSK'nın kendisine tanınan görev sorumluluk alanına, kendisine sahip çıkmasını bekliyoruz.
"BU GECE TÜRKİYE DEMOKRASİ AÇISINDAN KARA GÜNDÜR"
Yargıtay'ın tedbir kararını kaldırarak Türkiye'yi bir felaketten kurtarmasını bekliyoruz. Bu gece Türkiye demokrasi açısından kara gündür. Bu gece matem gecesi olmaktan umut gecesine dönüştüğünü büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim. Bir yanda butlana toplumda verilmeyen destek. Boş bir sokak, telaşlı muhterisler, çarpık, çurpuk açıklamalar, bir tarafta partisine, demokrasisine sahip çıkanlar. Şu ana kadar hukuksuz karara istisnasız tepki gösteren tüm siyasi partilerin tamamı telefon açtı genel başkanların. Sosyal medya paylaşımları, bütün programlar kesildi MYK'ları toplantıya çağrıldı. Diğer siyasiler CHP'ye sahip çıkmaya koşmuyor, kendilerinin de içinde bulunduğu demokratik rekabet zeminine karşı çıkıyorlar.
"UTANÇ VERİCİ"
Bir bakan tarafından savunulup sahiplenilmesi meselesi utanç vericidir. Tarihte görülmemiş iştir. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin yarın kendileri için, gelecekleri için, kendilerini de yok edecek insan, demokrasi, siyasetçiyi yiyen yamyam virüse karşı tedbir almaları çok kıymetlidir. O virüs muhalefeti yiyince doymaz. Biz bir ormanda yaşıyoruz. Bizim ağaç yanarsa orman yanar. Şimdi gelinen nokta, savrulunulan nokta değerlidir. Muhalefet sınıfı geçmemiştir, tarihe geçmiştir. Türkiye'de onlarca baronun peşisıra yaptıkları açıklamalar kıymetlidir. Sendika, meslek örgütleri, sivil toplum örgütlerinin yaptıkları açıklamalar bu geceyi umut gecesine dönüştürmüştür.
"CHP'NİN BU DARBEYE KARŞI HAZIRLADIĞI BİR EYLEMLİLİK PLANI VAR"
CHP'nin bu darbeye karşı hazırladığı bir eylemlilik planı vardır. Bütün paydaşlarla tartışılacak; ama herkes şunu bilecek ne CHP ne Türkiye bu darbeye asla ve asla teslim olmayacaktır. 81 il başkanlığımız il başkanlıkları sönmeyecek olmuştu. Bu gece seçim akşamı ışığı açık tutanların gelecek seçimde bu binanın ışıkları erkenden kapanmasın diye baba ocağına sahip çıktıkları bir gecedir.CHP'nin bu darbeye karşı hazırladığı bir eylemlilik planı vardır. Bütün paydaşlarla tartışılacak; ama herkes şunu bilecek ne CHP ne Türkiye bu darbeye asla ve asla teslim olmayacaktır. 81 il başkanlığımız il başkanlıkları sönmeyecek olmuştu. Bu gece seçim akşamı ışığı açık tutanların gelecek seçimde bu binanın ışıkları erkenden kapanmasın diye baba ocağına sahip çıktıkları bir gecedir.
Buradayız, bu darbeyle sonuna kadar direneceğiz. Bize karşı plan yapanlara söylüyorum. Birisi sayın Erdoğan'ın çok tekrarladığı bir ayeti hatırlatırım. Erdoğan'dan duyduğunda duygulananlara: Allah plan yapanların en hayırlısıdır... Bunu Erdoğan'ın ağzından duyup da 'yaa' diyenlere düşünün bakalım. Bu sizin partinize yapılsaydı ne hissederdiniz. Bir başka duyguyla ifade etmek isterim, yolumuz yolsuza, yüzümüz nursuza, ömrümüz arsıza denk düşmesin inşallah. Sözümüze kıymet veren herkesi direnişe, mücadeleye, teslim olmamaya, bir arada durmaya, çağrıldığı yer neresiyse oraya koşmaya, tepkiyi yükseltmeye davet ediyorum.
"BİZİ TESLİM ALIRLARSA GELECEK SANDIĞI ŞİMDİDEN TESLİM ALMIŞ OLURLAR"
Yarın bir aklı selimin hakim olmasını, ülkenin geleceğinin karartılmamasını temenni ediyorum. Bizi teslim alırlarsa gelecek sandığı şimdiden teslim almış olurlar. Teslim olmayacağız, gösterilen her dayanışmanın kıymetli olduğunu ifade ediyorum. Biz buradayız, kirli teklifleri reddediyoruz. Biz müesses nizamın makbul muhalefet partisi olmak yerine herşeyi göze almışız. Mağdurların, mazlumların, emeklinin, emekçinin, çiftçinin iktidarını kurmak üzere risk alıyoruz. Biz bu koltukları reddediyoruz, milletimizden yetki ve destek bekliyoruz. Onun dışında her türlü kirli teklife kapalıyız.
GAZETECİLERİN SORULARINI YANITLADI
Öncelikle mücdeleyi yücelteceğiz. Bunun yanında hukuk mücadelesi veriyoruz. Mahkeme kararının YSK tarafından nasıl yorumlanacağı göreceğiz. Her mücadele zemininde güçlüyüz. Net olarak durduğumuz bir yer var. Bize verilen bayrağı yere bırakmayız. Millet zoru görünce bayrağı atıp, kaçandan hazzetmez. O bayrak elimizde ölebiliriz, milletin verdiği emaneti bırakmayız. Her şartı zorlayacağız, elimizdeki bayrağı bırakmayacağız. Millet bize yerel seçim zaferini yaşatmıştır. Milletin bize borcu var.
KILIÇDAROĞLU'NUN TELEFONUNU AÇMADI
Yoğun bir toplantı sonra siyasi partilerden, önceki genel başkanlarımızın ziyareti vardı. Çok sayıda telefon gelmiş. Arayanlar arasında sayın Kılıçdaroğlu'nun telefonu var. Dönüp de ne konuşacağız. Sayın Kılıçdaroğlu'ndan daha önce şanla, şerefle seçildiği CHP koltuğuna AK Parti yargısının eliyle dönmek isteyeceğini ihtimal dahilinde görmek istemem. Birtakım yaklaşımlar bunu işaret ediyor. Bugün itibariyle o telefona bu psikolojiyle açmak olmaz. Sayın Kılıçdaroğlu, partimizin önceki dönem seçilmiş genel başkanıdır. Elbette telefonuna bir şekilde dönülecek, düşüncelerimiz ifade edilecektir. Mutlan kararını meşru görmemi beklediğini beklemem. Bir şekilde dönülür. O dönüş saray yargısını kabul edme olmaaz. Sayın Kılıçdaroğlu'ndan bugünün şartları altında böyle bir diyalog zeminine girmeyi geçmiş hukukuna yakıştırmam. Geçmiş genel başkan olarak kendisine saygı d uyacağız, bir gerginlik yaratmak istemem.
"BİZ BURADA EV SAHİPLERİYİZ, KİRACILAR GİDER EV SAHİPLERİ KALIR"
Ben genel merkezdeyim. Arkadaşlarımız genel merkezde. Buradan sonra gecesi ve gündüzüyle genel merkezdeyiz. Emanete sahip çıkacağız. Nasıl Saraçhane'ye sahip çıktıysa buraya sahip çıkacağız. Bizi buraya delegeler oturttu, ancak onlar kaldırabilir. İkinci bir parti, yedek parti, başka parti seçeneği Türkiye'de tüm siyasi partilerin gündemi olabilir. Bu kapatma davasına tedbirdir. Butlana karşı böyle düşünmeyiz. Biz burada ev sahipleriyiz, kiracılar gider ev sahipleri kalır. Baba ocağında kimin oturacağına, baba ocağının gerçek sahipleri karar verirler. Ona asliye hukuk mahkemeleri karar vermez.
İstinaf mahkemesine hep saygılı dil söyledim. Çok baskı altında oldukları biliniyor olmasına rağmen. İstinaf mahkemesinin başkanına gitti avukatlarımız. 'Karar bayram sonrasına kaldı' dediler. Mahkeme başkanı öğleden sonra sorulduğunda karar alındı demeye başladılar. Bu konuyla isim isim, kanıt kanıt söylenebilir. Gazeteci 'karar alındı' diyor. Kararların başka yerlerdeyazıldığı mahkeme başkanlarının sadece bu kararların temize çekildikleri bir yere gelmiş. Saray yargısının tarihin doğru yerinde durmalarını bekliyorum. EMEP ziyarette bulundu. Ümit Bey beni aradı. 'Sabaha kadar burdayım' dedim. Herhalde siyasi partilerin en ilginç ziyareti olacak. Bu gece ziyaret olacak. Çok sayıda kurum, kuruluşlardan talepler gelir. Onları takvimlendireceğiz. Teşekkür ediyorum.
ÖZEL, CHP GENEL MERKEZİ ÖNÜNDE TOPLANANLARA SESLENDİ
Özgür Özel, "Örgütlerimiz gerekli planlamayı yaptı. Baba ocağına sahip çıkmak için nöbetteyiz, direnişteyiz." dedi.
Olağanüstü toplanan CHP Merkez Yönetim Kurulu'nun (MYK) ardından basın toplantısı düzenleyen Özel, sonrasında parti genel merkezi önünde toplananlara otobüs üzerinden hitap etti.
Genel merkez önünde otobüs üzerinden son konuşmayı, yerel seçimlerin yapıldığı 31 Mart 2024 akşamı gerçekleştirdiğini anımsatan Özel, o gün söylediği gibi partinin ışıklarının kapalı olmadığını belirtti.
“'BENİ KİMİN YÖNETECEĞİNE BEN KARAR VEREYİM' DİYEN HERKESİ MÜCADELEYE, DİRENİŞE, MEYDANLARA DAVET EDİYORUM"
Baba ocağının bahçesinde, 81 ilde ayakta olduklarını dile getiren Özel, "Buradan büyük bir memnuniyetle ifade ediyorum ki bugün biz ayaktayız. Darbecilerin dizleri titremektedir. Buradan size soruyorum ve Türkiye'ye sesleniyorum, bu darbe girişimini geri püskürtmeye hazır mısınız? Var mısınız? İşte bu kararlılığı, Türkiye'de yoksulluk, sefalet, açlık, işsizlik bitsin isteyen herkesi, bu iktidar gitsin isteyen herkesi, 'Beni kimin yöneteceğine ben karar vereyim' diyen herkesi mücadeleye, direnişe, meydanlara davet ediyorum." dedi.
Kendileriyle dayanışma sergileyen tüm siyasi partilere, genel başkanlara, barolara, sendika, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarına teşekkür eden Özel, söz konusu mahkeme kararının, Türkiye ekonomisine zarar verdiğini savundu.
"BU BİNADAYIM, ODAMDAYIM, HİÇBİR YERE GİTMİYORUM"
Özel, "Elbette örgütlerimiz gerekli planlamayı yaptı. Baba ocağına sahip çıkmak için nöbetteyiz, direnişteyiz. Buradan bütün Türkiye'ye ve dünyaya ilan ediyorum ki bugün şu andan itibaren tehlike ortadan kalkana kadar ve yeniden Cumhuriyet Halk Partisini kimin yöneteceğine AK Parti'nin yargı kolları değil Cumhuriyet Halk Partililer karar verene kadar bu binadayım, odamdayım, hiçbir yere gitmiyorum." diye konuştu.
Özgür Özel, "Bu bir mücadeledir. Ancak bu ne Özgür Özel'in kişisel mücadelesidir ne benim arkamda yüzü size dönük, değişimin mimarlarının kendi kişisel ikbal mücadeleleridir. Biz, bize teklif edilen rahat, konforlu, ebedi muhalefet koltuklarını reddediyoruz." dedi.
“MEYDANLARIN GÜCÜNÜ GÖRECEKSİNİZ”
Özel, "Buradan sesimin ulaştığı, sesime kulak veren sözüme kıymet veren herkese sesleniyorum. Gün bugündür, dönem bu dönemdir. Önümüzdeki süreç, geleceği hep beraber kurtaracağımız, sonra bu büyük hikayeyi birlikte yazmakla kıvanç duyacağımız, çocuklarımıza, torunlarımıza bırakacağımız en büyük mirası hep birlikte yaşayacağımız günlerdeyiz." ifadelerini kullandı.
Ana muhalefet partisi genel başkanı kimliğinin ötesinde muhalefetin tüm kesimlerine seslenerek birleşik mücadele çağrısı yapan Özel, "Kimseye ağabeylik, patronluk taslamadan omuz omuza bir mücadele için burada birlikteyiz. Meydanların gücünü göreceksiniz. Sessiz çoğunluğun sesini duyacaksınız. Gerekirse hayatı durduracağız. Gerekirse tüketimden gelen gücümüzü kullanacağız. Ama teslim olmayacağız." değerlendirmesinde bulundu.