Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Dünya İsrail işgalinde yeni perde! Şimdi de kültürel gasp: Ümmü Gülsüm'ün sesini çalma girişimi - Gündem haberleri | Dış Haberler

        İsrail’de “Birkhat Eleanor” adlı bir müzik grubunun, Arap dünyasının efsanevi sesi Ümmü Gülsüm’ün eserlerini temel alarak bir konser serisi düzenleme hazırlığı, bölgede büyük bir öfke dalgası yarattı. İsrail gazetesi Haaretz’in duyurduğu girişim, hem Ümmü Gülsüm ailesi hem de Mısır’ın önde gelen kültür kurumları tarafından “açık bir kültürel gasp” ve “İslam coğrafyasının en kıymetli sanatsal miraslarından birine el koyma girişimi” olarak nitelendirildi. Kahire’nin kültür çevreleri, bu konserlerin “sanatsal bir saygı duruşu değil, işgalin kültürel devamı” olduğunu vurguladı; Mısır basınından Al-Ahram, adımı “Firavunlar ülkesinin hafızasına yönelmiş bir suikast” diye tanımlarken, Youm7 “İsrail askeriyle toprak çalıyor, kültürüyle ruh çalmaya çalışıyor” yorumunu yaptı.

        REKLAM
        Ümmü Gülsüm
        Ümmü Gülsüm

        "BİR HALKIN HAFIZASI"

        Ümmü Gülsüm’ün yakınları, hem yerel hem uluslararası hukuk yollarına başvuracaklarını açıklayarak hukuki mücadele başlattı. Aile, “Bu sadece bir sanatçının mirası değil, bir halkın hafızasıdır. O hafızaya dokunmak, bir milletin kalbine saldırmaktır” ifadelerini kullandı. Arap dünyasında Ümmü Gülsüm yalnızca bir sanatçı değil; halkların ortak hafızasında direnişin, onurun ve kültürel bütünlüğün sembolü olarak görülüyor.

        “KÖPRÜ” SÖYLEMİNE KARŞI ÇIKIŞ

        İsrail’de konseri gerçekleştirmesi planlanan şarkıcı Violette Salameh’in, 30 kişilik bir grupla Ümmü Gülsüm’ün şarkılarını seslendireceği duyuruldu. İsrail medyasındaki haberler dahi girişimin ne kadar tartışmalı olduğuna işaret ederken, Srugim sitesi Kudüs ve Tel Aviv’deki bazı sinagoglarda Yahudi ilahilerinin Ümmü Gülsüm’ün melodileriyle harmanlandığını ve bunun “kültürler arasında duygusal bir köprü” olarak sunulduğunu aktardı.

        "İŞGALİN KÜLTÜREL DEVAMI"

        Ancak Arap dünyasında bu “köprü” söylemi büyük tepkiyle karşılandı. Al-Akhbar, girişimi “kültürel normalleşme” adı altında Arap kimliğinin simgelerini kendi anlatısına ekleme çabası olarak nitelendirdi; Kahire’den Beyrut’a, bu adım, “sanatsal bir saygı” değil, “işgalin kültürel devamı” olarak okundu.

        REKLAM
        Feyruz
        Feyruz

        BÖLGEDE ORTAK TEPKİ VE YORUMLAR

        Beyrut’un önde gelen gazetelerinden An-Nahar, “Lübnan sabahına Feyruz’un sesiyle uyanır, gecesini ise Ümmü Gülsüm’le kapatır. Bu ritim Arap ruhunun nabzıdır. O nabza dokunmak, sadece şarkı çalmak değil, bin yıllık bir duyguyu çalmak anlamına gelir” diyerek tepkisini dile getirdi. Filistinli yorumcular, girişimi “işgalin kültürel işgalinin bir uzantısı” olarak değerlendirdi; Ramallah merkezli Watan gazetesi, “Topraklarımızı aldılar, evlerimizi aldılar, şimdi sesimizi almaya çalışıyorlar. Oysa Ümmü Gülsüm’ün sesi bize hep direnişi öğretmişti” ifadelerini kullandı.

        "HALKIN YARININI ÇALMAK"

        Mısır’dan Lübnan’a, Filistin’den Irak’a kadar tepkilerin ortak tonu sert: “Ümmü Gülsüm, Arap insanının hem acısını hem gururunu söyleyen tek sesti. O ses, emperyalizme ve işgale karşı her evde, her meydanda yankılandı. Onu gasp etmeye kalkmak, direnişin ruhuna el uzatmaktır.” Bir başka değerlendirme ise şöyle özetlendi: “Araplar sabaha Feyruz’un sesiyle uyanır, geceyi Ümmü Gülsüm’le kapatır. Bu iki ses, bu coğrafyanın hafızasıdır. Ve hafızayı çalmak, bir halkın yarınını çalmaktır.”

        MİRAS, HAFIZA VE DİRENİŞİN SESİ

        Ümmü Gülsüm’ün “Enta Omri”, “Al-Atlal”, “Fakkaruni”, “Seret el-Hobb” gibi ölümsüz eserleri, yalnızca notalardan ibaret değil; her biri bir ulusun kalp atışı, kolektif acısı ve umudu olarak kabul ediliyor. Özellikle “Al-Atlal”daki şu dizeler —bugün Mısır sokaklarında yeniden yankılanıyor— İsrail’in girişimlerine karşı bir duruşa dönüştü: “أعطني حريتي أطلق يديّا / إنني أعطيت ما استبقيت شيّا” (“Özgürlüğümü ver bana, bırak ellerimi… Zaten elimde kalanı da sana vermiştim.”) Bu sözler, Arap dünyasında yalnızca bir aşkın değil, özgürlüğün ve direnişin çığlığı olarak yorumlanıyor; bugün bu dizeler, Ümmü Gülsüm’ün mirasına yönelik her girişimde birer protesto sloganı niteliği taşıyor.

        "ACIYAN KALPLERİN ÜSTÜNE ÇEKİLMİŞ BİR ÖRTÜYDÜ"

        Ortadoğu’nun kültürel hafızasında “Ümmü Gülsüm’ün sesini çalmak”, sadece bir şarkıya dokunmak değil; hafızaya, kimliğe ve ruha müdahale olarak görülüyor. Ailesi, “Sanatçının sesi Arap dünyasının malıdır. Kimse onu kendi siyasi amaçları için dönüştüremez” derken, Arap medyası duygusal bir dille ekliyor: “Ümmü Gülsüm’ün sesi, kaybedilen toprakların, koparılan sınırların, acıyan kalplerin üstüne çekilmiş bir örtüydü. O sesin ışığında halklar yaralarını sardı. Şimdi o sesi gasp etmelerine izin vermeyeceğiz.” Sonuçta ortaya çıkan tablo net: Ortadoğu’da bir şarkı, sadece şarkı değildir; tarih, kimlik, direniş ve var oluşun kendisidir. Ümmü Gülsüm ise bu var oluşun en güçlü sesidir. Ve o ses, bugün yeniden savunulmaktadır.

        ÖNERİLEN VİDEO
        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ