Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Sesli Dinle
        0:00 / 0:00

        Fransız yargısının yolsuzluk üzerinden getirdiği beş yıllık siyaset yasağı, Marine Le Pen’den kurtulmak için başvurulmuş en berbat yöntem olarak tarihe geçti. Kararda siyasal iktidarın dahli olmasa bile öyle. Sağ popülizmin toplumdaki karşılığına siyasi çözüm bulmadan, sadece hareket önderinin ayağına iki yıl kelepçe takıp beş yıl sandıktan uzaklaştırmak, aşırı sağı daha da güçlendirmekten başka işe yaramayacak. 2027 cumhurbaşkanlığı seçiminde Le Pen, anında infaz usulü nedeniyle çok büyük ihtimal aday olamayacak ama 2022 seçiminde oylarını aldığı yüzde 42’lik kitle aniden buharlaşmayacak. Le Pen’in genç prensi ve Ulusal Birlik partisi RN lideri Jordan Bardella’nın görece zayıf adaylığı da muhtemelen sosyal tabanda oyları eritmeyecek.

        Aşırı sağ bir yana, demokratik merkez siyasetin her kesimince hatalı bulunan kararın yarattığı mağduriyet Marine Le Pen’in ideolojik kazanç hanesine yazıldı bile.

        Kaldı ki, Marine Le Pen’in özel koruması dahil 24 suç ortağıyla birlikte AB’nin milyonlarını parti yararına hortumlamış olması seçmenin umurunda bile değil. Anketler öyle gösteriyor.

        Marine Le Pen ve partisinin lideri Jordan Bardella
        Marine Le Pen ve partisinin lideri Jordan Bardella

        Fransa ve Avrupa genelinde siyasetin solundan sağına, sağından soluna sayın, Le Pen’e yolsuzluktan verilen cezada zeka pırıltısı gören tek bir odak yok. Fransa’da Macron cephesinin tercihi de değildi siyasi yasak. Adalet Bakanı Gérald Darmanin haftalar önce “Marine Le Pen’in, Fransız seçmenin iradesine bırakılmadan seçilme hakkından men edilmesi şok edici olur” demişti. Nitekim şoke oldular.

        Bu karar, Avrupa’nın sağ popülist cephesiyle sınır ötesi müttefikleri – ABD ve Rusya - arasında safları iyice sıklaştırdı. Hatta belki de yargının lütfu bağlamında gizli bir sevinçle! Le Pen’in yol arkadaşı Macaristan Başbakanı Viktor Orban X paylaşımında “Je suis Marine” dedi. Avrupa Parlamentosu’nun üçüncü büyük grubunda ortaklar Le Pen ile.

        İtalya Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini’ye göre yasak kararı Brüksel’e savaş ilanı; “Korkmayacağız, yerimizde durmayacağız. Tam gaz ileri arkadaşım” diye seslendi Le Pen’e. Hollanda’dan Geert Wilders, “İnanılmaz derecede sert yargı kararı karşısında şoke olduğunu” yazdı. Le Pen’e “Yüzde 100” inancı vardı.

        Aşırı sağı Avrupa’nın ana akım siyasi gücü yapmaya kararlı Elon Musk, içeriği pek tutarlı olmasa da tabii ki ses verdi; demokratik bir seçimi kazanamayacağını bilen radikal solun rakiplerini hapse göndermek için yargıyı kullandığını ileri sürdü. Trump ise göçmen düşmanlığı ve azınlık gruplarına yönelik retoriği bakımından kaderin bağladığı Marine Le Pen’in başına geleni, kendi yargı geçmişiyle kıyasladı. Benzetme huyudur, yargılanırken kendisini Rahibe Teresa’ya bile benzetmişliği vardı. Putin’in sözcüsüne göre ise Avrupa işine gelmeyince demokratik sınırları aşmakta beis görmüyordu.

        DEMOKRASİYE SIĞMAZ

        Sağ ve sol demokratlar Orban usulü “Ben Marine’im” diyecek kadar özdeşlik kurmasa da seçmen iradesine set çektiği için kararı eleştiriyorlar. Le Pen’in en ateşli hasmı Fransız radikal sol parti lideri Jean-Luc Mélenchon’a göre bir politikacının tasfiyesi kesinlikle halkın kararına bırakılmalıydı. Muhafazakar Cumhuriyetçilerin meclis grup başkanı Laurent Wauquiez de seçilmiş bir siyasetçinin adaylığının engellenmesini sağlıklı işleyen bir demokrasiye aykırı buldu.

        Bağımsız ve tarafsız Fransız yargısı adına hükmü veren hakim Bénédicte de Perthuis dışında bir tek Komünist Parti karardan tatmin olmuş görünüyor; onlara göre yargı kararı, Fransız demokrasisi adına önemli bir kazanım ve saygı gösterilmesi gerekiyor. Alman Sol parti ise “AfD’nin faaliyetlerinden de iyi bildiğimiz bir takım yasa dışı hareketlerin cezalandırılması memnuniyet verici” diyor. Ancak sağdaki yükselişi sadece yargı yoluyla değil, sosyal politikalarla sönümlendirmek gerektiğini de teslim ediyorlar.

        Marine Le Pen ekarte edildi ama önlenemez yükselişini besleyen sosyal iklim yerli yerinde duruyor. Merkez siyaset ise sönümlendirme becerisinden çok uzakta.

        Le Pen Anayasa’ya aykırılıktan hüküm giymedi. Böyle bir suç isnat edilemezdi, çünkü Ulusal Birlik (RN) partisi aşırı sağ kimliğiyle yıkıcı faaliyetlere girişmeden, ihmal edildiğini hisseden küçük insanları çeken siyasetini kurabildi. Çekirdekten yabancı düşmanı, özellikle de İslam karşıtı ve kimliklere hitap eden parti olması yeterliydi. Le Pen’in sosyal refahı önceleyen role bürünmesi ise RN’yi Fransa’nın en etkin siyasi gücü haline getirdi. Fransız olmayan her şeyi sosyal ve ekonomik sorunların günah keçisi sayan klasik sağ popülizmle, dışlandığını hissedenlerin sesi oldu.

        Yargı yoluyla siyasi yasak, giderek sağa çeken zamanın ruhunu engelleyemeyecek. Doğru yönde balans ayarı siyasetin işi ama Avrupa’nın bütün muhafazakar partileri (Almanya’da CDU, Fransa’da Macron kampı) zamanın ruhunu korumayı tercih ediyor. Aynı köhnemiş başörtüsü tartışmaları veya göçün suç sayılması gibi bir yaklaşımla aşırı sağcı reçeteleri kopyalıyorlar.

        MÜKEMMEL İKİLİ KONSEPTİ İŞLER Mİ

        Son anketlerde Marine Le Pen rakiplerinden açık ara farkla yüzde 34-37 puana sahip, ikinci turda seçilme ihtimali önceki seçimlere göre daha yüksek. Şimdi bu zemin üzerinde Le Pen ve parti lideri Jordan Bardella, kendi deyişleriyle siyaset-yargı iktidar kartelinin mağduru rolünü sahnelemeye başladı. Bardella, siyasallaşan yargıya karşı taraftarlarını protestoya çağırdı.

        Aslında Le Pen cephesi yargının olumsuz kararından endişe etmekle birlikte, bu ağırlıkta bir ceza beklemiyordu. Le Pen, “O kadar ileri gideceklerini sanmıyorum” diyordu. Danışmanı Renaud Labaye, temyizi zorlaştıran derhal infazla adaylık engelini olası görmüyordu, çünkü bedeli ağır olurdu, insan hakları ve demokrasi ülkesi Fransa’nın uluslararası imajı ne hale gelirdi! Karar akşamında Le Pen her türlü hukuki yola başvuracağını söyledi. Ancak temyiz ağır işleyen bir süreç, 2027 seçimine yetişmesi zor. Le Pen’le kampanya yürütmek riskli, partinin başka bir aday belirlemesi gerekiyor.

        Le Pen ve Bardella geçen yıl Marsilya mitinginde
        Le Pen ve Bardella geçen yıl Marsilya mitinginde

        Görünen en kuvvetli aday, Le Pen’in yetiştirdiği 30 yaşındaki Bardella. Birbirlerini tamamlayan “Mükemmel ikili” diye anılıyorlar. Geçen yıl Avrupa Parlamentosu seçimlerindeki başarının ardından Macron mecburen erken seçime gitmiş, RN yüzde 37’yle birinci parti çıkmıştı. Şok dalgaları yayan zaferde iki faktör rol oynamıştı:

        Öncelikle Marine Le Pen, babadan devraldığı partinin halk nezdindeki ürkütücü imajını zaman içinde arındırdı. Baba Jean-Marie Le Pen devrinin Holokost’u inkar eden Yahudi düşmanı ve ağır ırkçı figürlerini partiden temizledi. Hatta geçen yıl ölen babasını bile attı. 2022 seçiminde aday olan aşırı sağcı Eric Zemmour’un ülkeyi Müslüman işgalinden kurtarmak gibi deli saçmaları karşısında Le Pen gayet makul bir siyasetçi gibi görünmeye başladı. Ulusal Birlik partisini demokrasi açısından tehlikeli görenlerin oranı nüfusun yarısından az.

        O dönemde Le Pen cumhurbaşkanlığı seçimine ağırlık vermek için Bardella’yı parti liderliğine getirdi. Birbirlerini tamamlıyorlardı, çünkü Le Pen işçi kesimi ve alt orta sınıfın oluşturduğu klasik RN seçmenine hitap ederken, Bardella daha varlıklı ve eğitimli genç seçmeni çekmeyi başarıyordu; önceleri Le Pen’le işi olmayan yeni bir kitle. Ve Bardella aynı zamanda radikal kimlik siyaseti güttüğü için milliyetçi ve 65 yaş üstü seçmenin oylarını da alıyordu.

        Sosyal medya ve selfie’lerin yıldızı Bardella sağ seçmen dışında da tutulan bir figür olarak parlıyor. Fransa’da en sevilen 50 kişi listesindeki tek siyasetçi; Kylian Mbappe ile aynı klasmanda. Politikadaki yolculuğuna dair geçenlerde yayınladığı kitabı 260 bin sattı.

        Marine Le Pen’in 2027 adaylığı önlenmiş olabilir ama temsil ettiği ideolojiye bariyer çekildi mi, orası şüpheli.