“2 Nisan ABD’nin Kurtuluş Günü olacak” diyerek duyurduğu konuşmasında ABD Başkanının ne açıklayacağı üç aşağı beş yukarı belliydi.
Kendimi en kötüsüne hazırlamıştım.
Ya da öyle sanıyordum.
Başkanlık koltuğuna oturduğu günden itibaren gizleme gereği duymadığı küstahlığı ile basın toplantılarında imzaladığı başkanlık kararnameleri sayesinde şaşırtmayı kronik hale getiren Donald Trump dünyayı gümrük vergisi manyağı yapacak, dört bir tarafına ekonomik Berlin Duvarları örecekti.
Bu belliydi.
Ama hayır, psikolojik olarak hazır olduğumu sansam da aslında değilmişim.
Çarşamba akşamı dünyayı, zaten içinde bulunduğu gerilimler ve belirsizlik yetmezmiş gibi daha da büyük bir gerilim ve çalkantıya sürükleyecek kararları canlı yayında Habertürk TV için Türkçe’ye tercüme ederken kendimi soğukkanlılığımı korumak için epey zorladım.
Serbest piyasaya taramalı tüfekle saldırı
Küresel ekonominin cenazesini kaldırdı Trump. Serbest piyasa kurallarını taramalı tüfekle deldi geçti.
Meksika sınırına ördüğü duvarın daha beterini tüm dünya ile ABD arasına ördü.
Amacı üretimi ABD’ye çekmek, ithalatı minimize edip yerli üretimi artırmak.
Bunun farklı bir şeklini benzer motto ile bir ara Türkiye’de iktidar da denedi. İthalatı minimize, ihracatı maksimize etmeyi vaat etti.
Mehmet Şimşek düzeltmek için hala çabalıyor
Fakat sonuç hiç de iyi olmadı.
Nurettin Nebati döneminin yanlış politikalarının ülkeye maliyetini hep birlikte gördük, o politikaların verdiği hasarı yok etmek için Mehmet Şimşek hala canla başla çalışıyor.
Tabii dünyanın en büyük ekonomisi ABD’nin böyle bir işe kalkışması başka hiçbir ülkenin denemesine benzemez. Zincirleme tüm dünyayı etkileyecek. Sadece ekonomik değil, siyaseten de etkileyecek, zamanın ruhunu değiştirecek bir potansiyele sahip ABD Başkanının kararlarının olası sonuçları…
Ne dedi Trump? Bundan böyle ABD gümrük vergileri ile ilgili ne değişiklik yapacak?
Türkiye'ye yüzde 10, İsrail’e yüzde 17
Tüm ülkelere minimum yüzde 10 gümrük vergisi getirdi.
Bunlar Trump’ın güya ‘merhamet ettiği’ ülkeler!
Türkiye de bu kategoride. Yüzde 10 vergi uygulayacak ABD.
Bizim dışımızda yüzde 10 minimum oran İngiltere, Singapur, Brezilya, Avustralya, Yeni Zelanda, Kolombiya, Arjantin, Birleşik Arap Emirlikleri, el Salvador ve Suudi Arabistan’a uygulanacak.
İsrail için bile oran yüzde 17…
Trump’ın doğrudan hedef aldığı ülkelerde bu tarife çok daha yükseğe çıkıyor.
“ABD’yi sömüren” kategorisine girenlerden onların aldığının yaklaşık yüzde 60’ı oranında vergi koyuyor Beyaz Saray yönetimi.
Çin yüzde 34 (önceden koyduğu ile bu yüzde 54’e çıkıyor) , Hindistan yüzde 26, AB yüzde 20, Japonya yüzde 24, Vietnam yüzde 46, Güney Afrika yüzde 30…
Nisan’ın 9’undan itibaren geçerli olacak bu oranlar.
Trump’ın açıklamasını büyük endişe ile bekleyen Kanada ve Meksika’ya ekstra bir yükseltme yapılmadı. Yani yüzde 25 oranı hem Kanada hem Meksika için devam ediyor.
Esnaf mantığı
Peki bundan sonra ne olacak? Trump getirdiği yeni tarifelerle neyi amaçlıyor?
Gördüğüm kadarıyla öncelikle tipik esnaf mantığıyla pazarlık kapısı açıyor. Bu oranlar Allah'ın emri değil, ülkeleri yalvartmaya ve kendi oranlarını zorlamaya itiyor.
Türkiye’yi nasıl etkiler?
İkincisi siyasi hedeflerini ekonomik baskı ile elde etme stratejisi de güdüyor. Bunun en kristalize örneği Çin.
Çin’in yükselişinin ve üretim tekelini elinde bulundurmasını önlemek istiyor.
İran ve Rusya’yı sıkıştırırken dolaylı yolları da kullanmayı hedefliyor.
Bu açıdan hamleleri tüm absürtlüklere rağmen Türkiye’nin lehine olabilecek unsurlar barındırıyor.
Bunun ipuçlarını Ankara’ya Büyükelçi olarak atadığı Tom Barrack’ın Senato Dış İlişkiler Komitesinde önceki gün yaptığı konuşmada bulabiliriz.
Yeni Büyükelçinin verdiği ipuçları
Orada çok kritik üç şey söyledi Türkiye’ye gelmeye hazırlanan Büyükelçi.
1) Başkan Trump Türkiye’yi İran’a karşı yürüttüğü çevreleme ve baskılama stratejisinin ortağı olarak görüyor.
2) Türkiye Ukrayna’nın toprak bütünlüğü ve bağımsızlığını destekliyor
3) Ankara Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış görüşmelerinin anahtarı.
Bu cümleler Trump yönetiminin Ankara’ya bakışını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan beklentilerini gösteriyor.
ABD bu dönemde Rusya ve İran’a karşı Türkiye’nin desteklenmesi stratejisi güdecek. Stratejik ortaklığı sıkılaştırmak isteyecek.
Sadece İran ve Rusya değil Çin’in zayıflatılması konusunda da ince bir ayar var. Çin mallarına konan yüksek vergi görece düşük vergili Türk mallarının ABD piyasasındaki rekabet gücünü artıracak.
Kısacası dünyanın dengelerini bozan radikal adımlar atıldı Çarşamba günü ancak bu adımların yan sonuçları Türkiye’nin faydasına olabilir.
Tabii dünyada ekonomik duvarların yükseltilmesi, Avrupa ve ABD’nin arasında soğuk rüzgarların esmesi, ABD’nin içe kapanması sadece ekonomi değil demokratik düzen için de son derece tehlikeli.
Öte yandan bu kara tabloda yine de kısa vadede Türkiye açısından birtakım getiriler ortaya çıkabilir.