Amerikan siyasetinde her zaman paranın rolü vardı, ama hiçbir zaman Elon Musk’ın devlet üzerinde bugün hissedilen etkisi kadar ayyuka çıkmamıştı. En fazla bazı çıkar gruplarının Başkan’dan ricası olur ya da seçim öncesi yaptıkları yatırımın karşılığını alırlardı. Bu sefer, geçtiğimiz günlerde Time’ın kapağında gösterildiği gibi, adeta Oval Ofis’te seçilmemiş bir milyarder var. Milyarder derken de eski bildiğimiz anlamda bir zengin değil, servetine servet katan ve sınırsız maddi kaynakları olan bir oligark.
Elon Musk’ın Donald Trump’ı seçtirirken kendi iş hayatıyla ilgili bazı beklentileri olduğu belliydi. Tesla’nın devlet ihaleleri, teknoloji şirketlerine getirilecek regülasyonu engellemek, SpaceX’in NASA üzerindeki tekelini sürdürmek gibi. Silikon Vadisi’nin haddinden fazla büyümesi bir aşamada Amerikan devletini müdahale etmeye, tekelleşmeyi önlemeye mecbur bırakacaktı. Elon Musk devreye girerek başını ağrıtabilme ihtimali olan bütün bu tehditleri şimdilik önledi. Kendisini denetleyecek devlet görevlilerini işten attı ya da bazı dairelerin kapatılmasını sağladı.
KİMYSALLARIN ETKİSİ
Bütün bunlar Elon Musk’ın gölgesindeki Trump’ın başkanlığının ilk ayında yaşananlar, tartışılanlar. Ancak Musk’ın Amerikan siyasetindeki ağırlığı sadece devlet politikalarını kendi maddi çıkarlarına yönelik değiştirmek değil. Servetini siyaset üzerinde bir tehdit unsuru olarak kullanıyor ve şimdilik epey de başarılı oldu.
Kontrolsüz bir güç Musk’ınki. Sadece kendisini denetleyecek mekanizmaların olmamasından değil, aynı zamanda kullandığı kimyasal ilaçlar yüzünden de kontrolsüz. Musk epey bir süredir atları yatıştırmak için kullanılan bir kimyasalı düzenli olarak alıyor. İnsanlar üzerinde terapi amaçlı kontrollü kullanımı test aşamasında olan bu kimyasalı pek çok kişi keyif amaçlı kullanıyor. Musk’ın da denetimli kontrolün ötesine geçtiği biliniyor.
Hemen hemen hiç uyumadan yaşıyor, kafası ne zaman bulanık ne zaman sağlam kestirmek mümkün değil. Geçtiğimiz günlerde güneş gözlükleriyle sahnedeki hiperaktif şovunun bir kimyasal tribi olma ihtimali kuvvetli.
Donald Trump şimdilik ona göz yumuyor çünkü ihtiyacı var. Dahası 2016’daki gibi tecrübesiz bir Trump da yok artık. O zaman Başkan tecrübesizdi. Ama gerek parti içinde gerekse de tabanda kontrolden çıkması muhtemel bir Başkan’a yönelik kayda değer bir direniş vardı. En azından kırmızı çizgiler ona hatırlatılmış, bugün Türkiye’de de sık sık vurgulanan “devlet aklı” dediğimiz bir tür denetim mekanizması devreye girmişti. Trump istediği kadar rahat hareket edemiyordu, mesela Obamacare olarak bilinen sağlık sigortasını iptal etme girişimi kendi partisinin üyelerinin oylarına engellenmişti.
2025’te bambaşka bir düzen var. Ne partide, ne Kongre’de, ne de sokakta bir direniş var. Medya, tıpkı Türkiye’de olduğu gibi, bu yeni gerçekliğe adapte olduğu için Wall Street Journal’ın baş yazıları dışında denetim görevini sürdüremiyor. Rupert Murdoch’ın sahibi olduğu WSJ adeta Trump’a bu yazılarla “Senden önce ben vardım,” mesajı veriyor.
Trump’a asıl koşulsuz biat edenlerse Kongre üyeleri. Normal şartlarda Cumhuriyetçi Parti’nin bile tepkisini çekecek birçok atama parti oylarıyla geçti. Aşı karşıtı, komplo teorilerine meraklı, eski bir eroinman olan Robert Kennedy Jr.’ın sağlık bakanı olması, Rusya’ya yönelik ılımlı tavrıyla tanınan Tulsi Gabbard’ın milli istihbaratın başına geçmesi ve FBI’a hiçbir tecrübesi olmayan Kash Patel’in yerleştirilmesi gibi. Bu atamalar normal şartlarda Senato’dan dönerdi. ABD’nin iç bütünlüğüne zarar verecek bu gibi liyakatsiz figürleri Trump’ın kendi partisinin de kabul etmemesi gerekirdi.
PARAYLA KORKUTUYOR
Muhtemel bir direnişi Elon Musk kırdı. Bugün Washington’da artık ayyuka çıkan kirli pazarlığa göre Musk seçim dönemi yaklaşan senatörleri bir daha seçtirmemekle tehdit etti. Ön seçimlerde rakiplerinin kampanyasına milyonlarca dolar aktaracağını, Trump’a karşı çıkan senatörlerin yerine daha sadık isimleri seçtireceğini belli etti.
Musk, tıpkı bir Bond filminin kötü adamı gibi, elindeki sınırsız maddi imkanlarının yanı sıra ahmakların bilgi kaynağı sosyal medyada algıyı yönetebiliyor. Trump’ın seçilmesindeki etkinliğine bütün dünya tanık oldu, koltuğunu korumak isteyen senatörler de ister istemez korkuyor.
Elon Musk’ın Amerikan devleti üzerindeki asıl gücü devlet dairelerini kontrol etmesi ya da ihale alması değil. Parasıyla siyasetçileri hizaya getirebilmek asıl gücü, parti içi muhalefeti para tehdidiyle susturabilmek.
Sonradan Amerikan vatandaşı olduğu için şu anki kanunlara göre seçilip resmen Amerikan Başkanı olma ihtimali yok. Ama şu son bir ayda parasıyla Amerikan Başkanlığı’nın dahi satın alınabileceğini gösterdi.