“Şu anda İsrail’in yerinde olsaydım yapmaya çalışacağım şey, Necef çölünü buldozerlerle yıkıp, insanları oraya taşımak olurdu. Bunun en iyi seçenek olduğunu düşünüyorum. Böylece içeri girip işi bitirebilirsiniz.”
Bu sözlerin sahibi Trump’ın damadı olan ve geçtiğimiz dönem Ortadoğu bölgesi için danışmanlığını yapan Jared Kushner.
Aslında Kushner bu sözleri Mart 2024’te söylemişti. Daha sonra ABD Başkanı Trump da Şubat 2025’te soykırımcı Netanyahu ile birlikte yaptığı bir toplantıda buna benzer bir planı ortaya atınca bu planın gerçekten konuşulduğunu anlamaya başladık.
Trump’ın planına göre hayatta kalan az sayıda Filistinliler zorla komşu ülkelere dağıtılacak ve sonrasında da Gazze Şeridi ABD tarafından devralınıp yeniden inşa edilecekti.
Finansmanı işin kolay yanıydı. Tüccarlığının hakkını verip paradan para kazandırabilecek bir formül de bulmuştu elbette. Para, Arap hükümetlerinden, zengin Körfez ülkelerinden sağlanabilirdi.
Gazze'yi bir Orta Doğu Rivierası'na dönüştürülmesi fikri tüm dünyayı sarstı. Daha sonra Trump yapay zeka tarafından hazırlanan ve kendisini de tatil şehri gibi sunulan Gazze’de mayoyla gösteren bir videoyu sosyal medya hesabından paylaştı.
Bir soykırımın sadece ölümden ibaret olmadığını gösteren bir plan bu.
Kan dondurucu değil mi?
Yüzbinlerce insanın katledildiği, çocukların parçalandığı, annelerin göz yaşının Gazze denizinden daha fazla olduğu bir sahil şehrini, geride kalan milyonları da zorla sürgün ederek insanların ellerinde kokteyllerle keyif süreceği bir tatil şehrine dönüştürme fikri.
Trump görünüşe göre bu fikri uygulamaktan çok uzak değil.
Geçtiğimiz Çarşamba ABD’de Beyaz Ev’de bir toplantı düzenlendi. Toplantıya katılan isimler kamuoyunda tartışıldı. Özellikle İngiltere eski Başbakanı Tony Blair ismi üzerinde bir tartışma oldu. Ama diğer isimler ondan daha kritikti. Yazının en başında bahsettiğim Trump’ın damadı Kushner ile İsrail Stratejik İşler Başkanı ve Netanyahu’nun en yakın danışmanı Dermer toplantıya katıldı.
Toplantı genel olarak Gazze’nin, kendi deyimleriyle tamamen temizlendikten sonra ne yapılacağı ile ilgiliydi.
Blair’in düşünce kuruluşu daha doğrusu şirketi olan TBI bu proje için hazırlık bile yapmıştı. Gazze Ekonomik Planı adı verilen bir dosya ile Gazze’nin nasıl bir Ortadoğu Riviera’sına dönüşeceği detaylarıyla ele alınmıştı.
Kushner’in görüşleri zaten en başta bahsettiğim gibiydi. ABD Başkanı Trump da benzer şekilde düşünüyor.
Geriye kalan İsrail Stratejik İşler Bakanı Dermer de olaya tamamen ticari gözle bakan bir isim zaten. Özgeçmişi siyaset değil finans ağırlıklı.
Burada Kushner için bir parantez açmak lazım. Zira konuyla alakalı Trump’tan sonraki en etkili isim o.
Jared Kushner’in ABD’de okuduğu Yahudi okullarında, öğrencilerden İsrail haritasını ezbere çizmeleri beklenir, Filistin’de yerleşim adı altında işgal edilen şehirlerin İbranice isimleri ezberletilirmiş.
Kushner’in büyük annesi ve dedesi Nazi soykırımından sağ olarak kurtulan ve ABD’ye sığınan Yahudilerden.
Soykırımdan kurtulan büyükannesi Rae Kushner’ın Washington’daki Soykırım Müzesi’nde ziyaretçilere izletilen bir video kaydına rastladım. Orada şunları söylüyor. “Dünyanın kapıları bize kapanmıştı. Kadınlar ve çocuklar, Filistin’e gidebilmek için 3-4 yıl boyunca kamplarda bekletiliyorlardı. ABD’ye gitmek ise hepsinden daha zordu. ABD bize kapılarını kapattı.”
Şimdi kendi torunu benzer bir plan için çalışmalar yapıyor.
Kushner ailesi tıpkı Trump’lar gibi gayrimenkul zengini bir aile. Baba Charles Kushner, 1985’te Kushner şirketlerini kurmuş. Oğul Kushner 24 yaşındayken, babası Charles’ın vergi kaçakçılığı nedeni ile hapse girmesi sonucu şirketlerin başına geçmiş.
Kushner’lar ile soykırımcı Netanyahu esasında eski aile dostları. Netanyahu’nun bir ABD ziyaretinde Kushner ailesinin evinde kaldığı hatta damat Kushner’in odasında uyuduğu biliniyor. Her seçim zamanında Netanyahu’nun kampanyasına yüz milyonlarca dolar bağışta bulunuyorlar.
2009 yılında evlendiği Ivanka Trump ile Jared’in servetlerinin ise yaklaşık 740 milyon dolar olduğu düşünülüyor. Trump’ın kızı Ivanka’nın bu evlilikle birlikte Yahudiliğe geçtiğini de belirtmek lazım. Trump, evlenmeden önce Yahudi dini eğitimi de almış.
Kushner ailesinin en önemli özellikleri ise sahip oldukları servetin büyük kısmını İsrail için harcamaları.
Bunun için hem kendileri vakıflar kurmuşlar hem de başka kurumlara büyük yardımlar yapmışlar.
Bu yardımların en büyük özelliği de Filistin topraklarının gün gün işgal edilmesi stratejisi olan yerleşimciler yani işgalciler politikasını desteklemek. Yapılan yardımlara ve niteliklerine bir göz atalım.
Ailenin, Charles-Seryl Kushner adındaki vakfı 2018 yılı rakamlarına göre yaklaşık olarak 500 milyon dolar bir bütçeyle yönetiliyor. Vakıf, hem ABD hem de İsrail’deki Yahudi kuruluşlarını destekliyor.
Bunun yanında Kushner adını taşıyan birçok Ortodoks Yahudi okuluna sahipler. Vakfın diğer yardım ettiği alanlar ise dini kurumlar ve sağlık kuruluşları. İsrail’de hastaneler yapıyorlar.
İsrail’de faaliyet gösteren Nişmat’ın Amerikan Dostları, Beit El Yeşiva’nın Amerikan Dostları ile Şalva’nın Amerikan Dostları gibi kuruluşları destekliyorlar.
Kushner ve ailesi, İsrail’in Filistin’deki işgal girişimlerine destekleri kamuoyunun yakından bildikleri bir durum. Geçtiğimiz yıllarda, Jared Kushner’ın ailesinin vergi kayıtlarından Batı Şeria’daki yasadışı yerleşim alanlarını desteklemek için çalışan kurum ve kuruluşlara bağışlarda bulunduğu ortaya çıkmıştı.
Bu süreçte yapılan inşaat ve altyapı çalışmaları için yaklaşık 58 milyon dolar harcamışlar. Jared Kushner de söz konusu vakıfta o dönem eşbaşkanlık görevini yürütüyordu.
Kushner ailesinin yerleşimcilere daha doğrusu işgalcilere yönelik yaptıkları yardımlardan en büyük payı “Beyt El Yeşiva’nın Amerikalı Dostları” adlı kuruluş almış.
Kuruluşun bu yardımları en sık aldığı dönemdeki başkanı ise Trump’ın avukatlığını yapmış olan David Friedman idi. Kendisi bir önceki Trump döneminde İsrail büyükelçisi olarak atanmıştı.
Friedman’ın babası muhafazakar bir haham olarak biliniyor. Ronald Reagan 1984’te Başkan seçildikten sonra ilk Şabat yemeği için Friedman ailesinin evini ziyaret etmiş.
Friedman, İsrail aşırı sağının dostu olarak tanınıyor. ABD’li İsrail karşıtı solcu Yahudileri, geçmişte Nazilerle işbirliği yapmış olan Yahudilere benzetecek kadar sert biri.
Friedman, İbrahim Anlaşmaları'nın müzakere edilmesindeki çalışmalarından dolayı Jared Kushner ile birlikte 2020 Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterilmiş.
İbrahim Anlaşmaları; Kushner, Friedman, Blair ve Dermer gibi aktörlerin tam bir kesişim kümesi.
Gazze’nin geleceği ile ilgili yapılan toplantıya katılan ve buranın Gazzeliler’den arındırılarak dümdüz edilmesini söyleyen Kushner’in yaptığı konuşma sıradan bir konuşma değil ne yazık ki.
Trump’ın Çarşamba günü yaptığı toplantıdaki isimlere baktığımızda bu konuda ciddi olduğunu ve soykırımcı Netanyahu’nun da bu plana sadık kalacağını anlıyoruz.
Toplantıya katılan diğer iki isme de baktığımızda Gazze’nin geleceği ile ilgili ABD ve İsrail’in planlarını çok açık ortaya koyuyor.
Bu iki ismi yani Blair ile Dermer'i de mercek altına almak Gazze ile ilgili planların kapsamını anlamak açısından önemli olacaktır. Bir sonraki yazıda inceleyelim.