Habertürk
    Takipde Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Anasayfa Özel İçerikler Abdurrahman Yıldırım Sanayici gözüyle tarifelerin riskleri ve fırsatları

        İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, küreselleşmeden korumacılık ve ticaret savaşlarının öne çıktığı bir döneme girildiğini belirterek, ABD ile Çin arasındaki ticaret gerilimlerinin dünya pazarlarını olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Bahçıvan, gelişmiş ülkelerin "içeride üretim" politikalarına yöneldiğini ve bunun Türkiye için yeni fırsatlar ve riskler barındırdığını ifade etti.

        İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan aylık meclis toplantısında ABD’de Trump’ın başkanlık koltuğunu oturmasıyla çok artan küresel gelişmelere dikkat çekti. "Küreselleşmenin ana itici güç olduğu bir dünyadan korumacılık ve ticaret savaşlarının öne çıktığı bir dünyaya doğru ilerliyoruz" diyen Erdal Bahçıvan sözlerini şöyle sürdürdü:

        DOLAR GÜÇLÜYKEN ALTIN NİYE DOLUDİZGİN?

        “Risk ve belirsizlikler hiç olmadığı kadar yüksek. IMF’nin Küresel Belirsizlik Endeksi pandemi, enflasyon şoku, jeopolitik gerilimler ve iklim afetlerinin de etkisiyle tarihsel ortalamaların üzerinde seyrediyor. Ve bu da büyümenin kırılganlığını artırıyor.

        Küresel ticaret sisteminin yaşadığı sarsıntı, belirsizliğin en önemli kaynağı. Birçok bölgede devam eden gerginlik ve çatışma ortamı da bir diğer öne çıkan faktör.

        ➔Tam bu noktada Fed’in sıkı para politikasının tahmin edilenden uzun süreceği gerçeğini atlamamak gerekiyor. Görülüyor ki yeni ABD yönetiminin politikaları, çeşitli kanallardan enflasyonist baskıları artıracak. Dolayısıyla Fed’den faiz indirim beklentileri bir hayli zayıflamış durumda.

        Dünyada ‘çoklu kriz’ ortamı her geçen gün şekil değiştirerek devam ederken finans oyuncularının risk alma ve riskten kaçınma davranışlarında ilginç gelişmelere tanık oluyoruz.

        Dolardaki güçlenmenin normalde altın gibi varlıklar üzerinde baskı yaratması gerekirken altın fiyatlarının doludizgin artmaya devam etmesi, dünyada belirsizlik algısının boyutu konusunda ipucu veriyor.

        ➔Merkez bankalarının yükselen altın alımları da bu noktada dikkat çekici. Altın konusundaki spekülasyonlar yakından izlenmeli.

        ➔Kısacası, büyümenin zayıf, dengesiz ve kırılgan ilerlediği, ticaret gerilimlerinin enflasyonist riskleri canlı tuttuğu, buna karşılık faizlerin küresel kriz sonrası yıllara göre oldukça yüksek seyrettiği bir iklim söz konusu.

        ➔Haliyle risk iştahının inişli çıkışlı olduğu böylesi bir ortamda, kırılganlıkları yüksek gelişmekte olan ülkeler açısından şartların elverişli olduğunu söylemek bir hayli zor.”

        ÇOK ÖNEMLİ GELİŞMELER YAŞANIYOR

        Dünya sisteminde hiç kimsenin beklemediği ve tahmin edemeyeceği bir hızda; insanları çok şaşırtan önemli gelişmeler yaşanıyor. Küresel dengelerde adeta bir alt üst oluş durumu gözlerimizin önünde gerçekleşirken; sürecin nereye varacağı, ne tür yeni yapıların ortaya çıkacağı tam bir merak konusu.

        İyimserler müzakere ve diyalog yoluyla yeni bir küresel dengenin oluşacağına inanırken; karamsarlar üçüncü dünya savaşı riskinin giderek arttığına vurgu yapıyor.”

        “Gidişat çok hızlı ve sarsıcı” diyen Erdal Bahçıvan “Altın ve finans piyasalarındaki tırmanış ve sarsıntıların yanısıra; son 30 yılın dengeleri değil, İkinci Dünya Savaşı sonrası 1945 yılında kurulan dengeler ve başta NATO olmak üzere uluslararası kurumların sarsıldığını, Avrupa’nın geleceğinin, güvenliğinin tartışıldığını” söyledi.

        ➔Bugün artık küreselleşmenin ana itici güç olduğu bir dünyadan korumacılık ve ticaret savaşlarının öne çıktığı bir dünyaya doğru ilerlendiğini belirten İSO Başkanı Erdal Bahçıvan “Birçok kritik hammadde, ara malı ve nihai üründe Asya’ya olan bağımlılık, gelişmiş ülkeler için ciddi bir stratejik zayıflık olarak görülüyor. Buna Çin’in üretim ve teknolojide ulaştığı seviyenin Batı’da yol açtığı jeopolitik-jeostratejik endişeleri eklememiz gerekiyor” dedi.

        AB EKONOMİSİ TIKANDI

        ➔Bahçıvan sözlerine şöyle devam etti:

        ➔ “Tam da bu nedenle, gelişmiş ülkeler, ‘içeride üretim’ fikrini giderek daha fazla benimsiyor. Bunun doğrudan bir sonucu olarak da gelişmiş ekonomilerin politika tasarımlarında sanayi politikalarının yeniden önemli bir yere oturduğunu görüyoruz.

        ➔Geçtiğimiz ay göreve başlayan ABD yönetimi gümrük tarifeleri vasıtasıyla içeride üretimi teşvik ederek dış ticaret açığını düşürmeyi hedefliyor.

        ➔Trump yönetiminin gümrük vergisi getirdiği ülkelerin Amerikan pazarına bağımlılığı oldukça yüksek seviyelerde. Kanada’nın ABD’ye ihracatı, bu ülkenin milli gelirinin yüzde 20’sine yakın. Meksika’da ise aynı oran yüzde 25’in de üzerinde. Bu anlamda Trump yönetimi pek çok açıdan iki ülke karşısında elinin güçlü olduğunu düşünüyor.

        AB ise halihazırda yapısal bir açmaz yaşamakta. Çin’in son yıllardaki muazzam yükselişi, büyümesini büyük oranda dış talep ve sermaye ihracı üzerine kuran AB ekonomisinde sistematik bir tıkanma yaratmış durumda.

        ÇİN’İN FİYAT KIRMASI DEZAVANTAJ

        ➔Nitekim AB’nin Çin’e verdiği dış ticaret açığı son 10 yılda neredeyse üçe katlandı. Ve daha da çarpıcı bir gelişme, AB’nin otomotiv sektöründe Çin’e dış ticaret açığı vermesine ramak kaldı.

        Tüm bunların üzerine ABD’den bir gümrük tarifesi adımı gelmesi, en önemli dış pazarımız olan AB’deki durumu daha da içinden çıkılmaz bir noktaya taşıyabilir.

        ➔Önümüzdeki dönemde bu kritik ticaret partnerimizdeki gelişmeleri hem genel olarak olduğu gibi hem de ülke bazında çok yakından takip etmek ve gerekli önlemleri geç kalmadan almak durumundayız.

        ➔ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşının daha da tırmanması ve Çin’in böyle devasa bir pazarda çok yüksek gümrük duvarlarına maruz kalması durumunda, elinde oluşacak kapasite fazlasını dünya pazarlarına fiyat kırarak yaymaya yönelmesinin yaratacağı sonuçları, iş insanları olarak sanırım hayal edebiliyoruz. Bu da ilerlediğimiz dönemde üzerinde hassasiyetle durmamız gereken bir risk başlığı.”

        ABD VE AB PAZARINDA FIRSAT ÇIKABİLİR

        ➔Küresel gelişmelerin yarattığı riskler yanında Türkiye’ye fırsatlar da yaratabileceğini belirten İSO Başkanı Erdal Bahçıvan bunları şöyle sıraladı:

        ➔ “Artan ticari korumacılık, yeni ticaret yolları, tedarik zincirlerinde yaşanacak değişim gibi süreçler, zorluklarla dolu olduğu kadar fırsatlara da kapı aralıyor.

        Örnek vermek gerekirse Kanada, Meksika ve Çin başta olmak üzere ABD’nin gümrük vergilerini artırması, her ne kadar coğrafi olarak uzak olsak da Türk sanayi açısından ABD pazarında genişleme imkanı yaratabilir.

        ➔Bunun yanı sıra Avrupa’nın Trump’a bir misilleme yaparak ABD’den ithal ettiği ürünlerde vergi artışlarına gitmesi durumunda Avrupa’nın ABD ile azalacak ticaretinden Türkiye’nin pay alma arayışında olması da önemli.

        ➔Yine olası bir Rusya-Ukrayna barışında Türkiye yeniden inşa sürecinin önemli aktörlerinden biri olmaya aday.”

        ZORLUKLARA HAZIR OLMALIYIZ

        ➔Son zamanlarda alışılmadık dış politika gelişmelerine tanık olduklarını belirten İSO Başkanı Erdal Bahçıvan “Yeni ABD yönetimi daha göreve gelmesinin ilk ayında Panama Kanalı’nda hak iddia etti. Bunun yanı sıra, Kanada’nın ABD’nin 51. eyaleti olması ve Grönland’ı da ABD’nin kontrol etmesi gerektiğini söyledi” dedi.

        ➔Bu sözleri ardından Erdal Baçıvan konuşmasını şöyle tamamladı:

        “Birçok yorumcu, Rusya’nın Ukrayna topraklarının bir kısmını fiilen ele geçirdiği, Çin’in Tayvan üzerinde hak iddia ettiği ve İsrail’in Filistin’deki işgalinin ilerlediği bir dönemde, dünyanın en büyük ekonomisinin, İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşan sınırları tartışmaya açmasının yarattığı tehlikelere işaret ediyor.

        ➔Bir yandan da ülkelerin savunma sanayi harcamalarını artırdığı, dünyanın daha hızlı silahlandığını görüyoruz. Bu noktada, savunma sanayinde ülkemizin katettiği mesafe elbette hepimizin göğsünü kabartıyor.

        ➔Diğer yandan jeopolitik gerginliklerin ve volatilitenin ‘yeni normal’ olduğu bir dünyanın her alanda yaratacağı zorluklara da hazırlıklı olmamız gerektiğinin altını çizmek istiyorum.”