"Reaksiyona gebe olan şeyin peşindeyiz"
'Ayakçı' filminin başrolünde yer alan, filmde 'Hayri' ve 'Serkan' karakterlerine hayat veren Gökhan Yıkılkan ve İnan Ulaş Torun, Habertürk'ten Şeyda Odabaş'ın sorularını yanıtladı. Daha önce 'Hep Yek' adlı film serisinde rol alan ikili, arkadaşlıkları, Seda Sayan'ın şişe kırma sahnesi ve filme dair merak edilenleri anlattı; "Reaksiyona gebe olan şeyin peşindeyiz"

Daha önce 'Hep Yek' adlı film serisinde yer alan Gökhan Yıkılkan ile İnan Ulaş Torun, yıllar sonra 'Ayakçı' adlı filmde bir araya geldi. Yıkılkan ile Torun, bu kez 'Hayri' ile 'Serkan' karakterleriyle izleyicilerin karşısına çıktı.
Senaryosunda; Gökhan Yıkılkan ve Taha İkbal'in imzasının bulunduğu, Mustafa Kotan'ın yönettiği filmin oyuncu kadrosunda, Gökhan Yıkılkan ile İnan Ulaş Torun'un yanı sıra; Mustafa Üstündağ, Öznur Serçeler, Zihni Göktay, Erkan Can, Emre Kınay, Emrah Kaman rol aldı. Seda Sayan ile Gülben Ergen ise kamera karşısına konuk oyuncu olarak geçti.
Gösterime 28 Mart'ta giren film; bir milyoncu açma hayali kuran kargocu 'Hayri'nin, tesadüfler sonucu eline geçen yasa dışı bir paketi teslim etmek için içine girdiği eğlence ve macera dolu yolculuğunu konu alıyor.
Filmin başrol oyuncuları; Gökhan Yıkılkan ve İnan Ulaş Torun ile bir araya geldik. İkili, Habertürk'ten Şeyda Odabaş'a filme dair samimi açıklamalarda bulundu.
Gökhan Yıkılkan, Şeyda Odabaş ve İnan Ulaş Torun"DAHA ÖNCE GÜZEL BİR DİNAMİK YAKALAMIŞTIK"
* Öncelikle yeni filminiz hayırlı olsun daha önce ‘Hep Yek’ serisinde birlikte yer almıştınız. Bu projede tekrar bir araya gelmek nasıl bir deneyimdi? Setteki süreciniz nasıl geçti?
Gökhan Yıkılkan: Biz zaten Ulaş ile daha önce güzel bir seri yapmıştık, 'Hep Yek'te güzel bir dinamik yakalamıştık. Dostluk anlamında bisiklete binmek gibi sanki hiç ayrılmamışız, oyun dinamiğimizi kaybetmemişiz gibi... Zaten başlar başlamaz ilk gün bir güreş sekansıyla her şey yeniden başladı ve çok keyifli başladı. Tesadüf diyebilirim. Ben filmi önceden yazmıştım. Bir gün Kadıköy'de gezerken Ulaş ile hasbelkader denk geldik. "Yahu neden tekrar birlikte olmuyoruz" deyip, bütün gün boyunca her şeyi yeniden revize edip sonra böyle bir ikiliyle 'Ayakçı' filmine yeniden başlamış bulunduk.
İnan Ulaş Torun: Gökhan'ın da dediği gibi biz zaten hep dosttuk. Gökhan başka sebeplerle 'Hep Yek'ten ayrıldı ama bizim arkadaşlarımız devam etti. Gökhan, "Tekrar bir araya gelsek nasıl olur?" deyince ben de heyecanlandım. Gökhan ile beraber çektiğimiz seri filmde çalışırken çok iyi bir uyum yakalamıştık. Ve onunla çalışmaktan çok mutluydum. "Acaba tekrar böyle bir şey yapsak sen dahil olmak ister misin?" dedi. Ben de çok sevineceğimi söyledim. Gökhan revizelerini yaptı, üzerine konuştuk. Nasıl olur hikâye diye... Benim için de çok başından sonuna keyifli ve eğlenceli geçti. Tekrardan bir araya gelme duygusu esas motivasyonum bu oldu.
"DÜŞÜNDÜĞÜMÜZÜN ÜSTÜNDE BİR ŞEYLER ÇIKTI"
* Çekimler ne kadar sürdü?
Gökhan Yıkılkan: 3 hafta.
* Böyle bir film için bayağı başarılı bir süre...
Gökhan Yıkılkan: Çok şükür her şey o kadar yolunda gitti ki ayağımız taşa takılmadı. Neyi planladıysak o saatte bitti. Neyi ne yapmak istediysek o şekilde oldu ve bu her şeyin yolunda gitmesi filme de yansıdı. Her şey keyifli oldu. Bu rahatlık filmdeki herkese sirayet etti diyebilirim. Hatta düşündüğümüzün üstünde bir şeyler çıktı.
*Aynı zamanda Taha İkbal ile filmin senaristliğini üstlendiniz. ‘Ayakçı’ fikri nasıl ortaya çıktı?
Gökhan Yıkılkan: Taha İkbal benim eski ev arkadaşımdır. 'Hep Yek'ten sonra ben kendi yoluma devam etmeye karar verdim. Bir film yazdım. Daha sonra Taha ile birleştik. Taha ile beraber o yola girince bu filmi de Taha ile beraber yazdım. Taha ile yazdığımız bir önceki film 'Seni Bulacağım Oğlum' dijital bir platformda bayağı izlendi. Sonra dedik ki "Bunun devamı mı olsa?" Ama böyle yazarken de Taha'ya "Galiba bu değil" dedim. İçime sinmiyor, bir şey olmuyor. "Yeni bir şey olsa ne olur, ne biter?" derken hani herkesin bir kargo durumları vardır ya bir kargo gelir ve o böyle paramparça olmuştur... Bu da böyle bir adamın hikâyesi. "Bu adam niye bunu kırar?"dan yola çıkarak ve sonradan bu adamın kendine ait dertlerini kendimize dert ederek başka bir yola evirdik. Sonra yolda başka bir adamla karşılaşıp onun hayatını mahvetmesi üzerine yeni bambaşka bir hikâyeye evrildi.
"BİRBİRİNE UYGUN OLMAYAN İKİ İNSANIN MECBUREN BİR ARADA KALIŞ HİKÂYESİ"
* Karakterlerinizi nasıl tanımlarsınız?
İnan Ulaş Torun: Benim oynadığım karakter 'Serkan' annesini ve babasını kaybetmiş, hayatında çok sevdiği bir kadın var ve o onun her şeyi olmuş. Saf ama kafası basmıyor anlamında bir saflık değil, duygusal olarak hayata karşı saf olan biri. İnancını yitirmemiş bile. Sevgilisiyle ilgili bir yola çıkıyor ve 'Hayri' (Gökhan Yıkılkan) ile karşılaşıyor. Başlarına gelmedik iş kalmıyor 'Hayri' ile birbirlerine mecbur kalıyor. Benim karakterim ona mecbur kaldığı için böyle bir adamın peşinden gidiyor yoksa asla peşinden gideceği biri değil. Yani asla birbirlerine uygun olmayan iki insanın mecburen bir arada kalış hikâyesi diyebilirim.
Gökhan Yıkılkan: Ama sonradan zorunluluğun dışında anlaştıkça birbirlerine olan sevgisi ve bağlılığı üzerine kuvvetli bir ilişki doğuyor. Benim canlandırdığım karakter 'Hayri' de birazcık para sever bir adam. Daha doğrusu bir hayali var bir milyoncu açmak. Bu hayalini de gerçekleştirmek için ona para lazım. Ancak yıllardan beri o parayı bulamamış ve bu sefer ona öyle bir fırsat doğuyor ve bunu pas geçmek istemiyor. O fırsatın peşinden giderken istemeden bambaşka şeylere sebebiyet veriyor. İçinde bulundukları durum bambaşka bir komedi yaratıyor.
"AKLIMDA HEP ELİ MAŞALI BİR SEDA SAYAN VARDI"
* Filmde Seda Sayan ve Gülben Ergen gibi sürpriz isimler de var. Seda Sayan'ın şişe kırdığı sahne nasıl gelişti? O an neler yaşandı?
İnan Ulaş Torun: Evet efsane isimler... Öncelikle tabii Seda ablayla ben filmde çalışana kadar tanışmıyordum. Aklımda hep böyle bir eli maşalı Seda Sayan var ve senaryo gereği beni dövecek. Tabii işin esprisi o ama "Acaba nasıl bir insan?" diye sorguladım. Çünkü temas etmediğiniz, ilişki kurmadığınız bir insanla oynamak çok zor bir şeydir. Ama Seda Sayan o kadar tatlı, o kadar sevimli bir insanmış ki hiç korktuğum gibi çıkmadı. Çekimler, çok eğlenceli geçti.
* Şişe kırma sahnesi tek seferde mi çekildi?
İnan Ulaş Torun: Hayır, keşke tek olsaydı. En az 7 - 8 tekrarda çektik çünkü farklı bir sürü açısı oldu. Bir süre sonra Seda ablanın çok hoşuna gitmeye başladı. Keyfe keder kırdı. (Gülüyor)
"BİRÇOK SAHNEYİ GÜLMEKTEN ÇEKEMEDİK"
* Peki "Bu sahnede çok güldük, defalarca tekrar almak zorunda kaldık" dediğiniz anlar oldu mu?
Gökhan Yıkılkan: Şöyle söyleyeyim; filmin yaklaşık 2 - 2.5 saatlik bir kamera arkası çıktı. Filmi izleyenler de görecek. Efsane bir kamera arkası var. Birçok sahneyi gülmekten çekemedik, ara verdik. İnsanlardan özür diledik "Ya kusura bakmayın, toparlayamadık" diye. Normalde izleyicinin gülmesi gerekir, çekenin daha ciddi olması gerekir ama bu filmde biz çekerken biraz fazla güldük. Sadece spesifik olarak ilk gün bir sahnemiz var, 'Serkan'ın 'Hayri' ile tanışması... Tanışıyoruz ve kıyafetlerimizi değiştirmek zorunda kalıyoruz. Ben Ulaş'ı bir kutunun içine koymaya çalışıyorum ama koymaktan ziyade onu oraya fırlatıyorum. İsterse durumu yaşayan anlatsın. (Gülüyor)
İnan Ulaş Torun: O sahne inanılmazdı... Aslında şöyle bir şey oldu. İlk sahnemizi çekeceğiz, dedik ki "Evet, Gökhan, yıllar sonra tekrar bir araya geldik. Hadi bakalım başlıyoruz" deyip böyle güya "Çak" yapacağız ama biz onu yapamadık, parmaklarımız birbirine girdi ve o an asabımız bozuldu. Daha kelime edemeden gülmeye başladık. Gökhan o sahnenin sonunda beni giysi kumbarasına atıyor. Orada benim haricimde herkes çok eğlendi. Ben zannettim ki Gökhan beni dikkatli bir şekilde atmaya çalışır ama inandırıcı olmaz. Genelde filmlerde öyle kesilir ve tekrar tekrar çekilir. Gökhan, beni içeri ölümüne fırlattı ve ben daha ilk gün ilk sahnede lafımı unuttum, nerede olduğumu unuttum. Kutunun içinde boşa baktım.
Gökhan Yıkılkan: Ulaş filmin içinde bir şey söylüyor. O onun gerçek tepkisi, onu çıkarmadık. Ulaş'ı oraya attığım hali ve onun gerçek tepkisi. (Gülüyor)
"O ESPRİYİ ATTIĞIN ZAMAN İŞİN TADI KAÇAR"
* Komedi filmlerinde bazen doğaçlamalar çok etkili olabiliyor. Sette doğaçlama yaptığınız, senaryoya sonradan giren sahneler oldu mu?
Gökhan Yıkılkan: Fazla var. Ya bu bir komedi işi ve o an gelişen şeyler ne kadar doğal, ne kadar gerçek olursa o kadar iyi. O yüzden belki de neredeyse her sahnede doğaçlama muhteşem komik espriler var. Ona kıyamazsın zaten. O espriyi attığın zaman işin tadı kaçar.
* Filmde hem aksiyon hem de komedi var. Bu iki türü dengede tutmak zor oldu mu? Çekimlerde en çok zorlandığınız aksiyon sahnesi hangisiydi?
Gökhan Yıkılkan: O sahneler için bir aksiyon yönetmeni geldi. O sahneleri yöneten, o ritmi tutan başka biri vardı. Yönetmenimiz oraya getirdiği heyecanla beraber sahneleri diri tuttu. Zorluktan ziyade son sahneyi yüksek tutmak için o çok fazla işimize yaradı.
"FİLMİN ANA SÖZÜ; ARKADAŞLIK HER ŞEYDEN ÜSTÜNDÜR"
* 'Ayakçı' izleyiciye sadece kahkaha vadeden bir film mi, yoksa arka planda vermek istediğiniz bir mesaj da var mı?
Gökhan Yıkılkan: Ulaş, söyle var mı?
İnan Ulaş Torun: "Senaryoyu yazdım" diye anlat. "Arka planda vermek istediğiniz mesaj var mı?" diye sorunca anlatma. (Gülüyor)
Gökhan Yıkılkan: Filmin ana sözü; dostluk, arkadaşlık her şeyden üstündür. Zaten filmin sonunu söylemeye gerek yok ama bütün tesadüfler zaten buna hizmet ediyor.
"REAKSİYONA GEBE OLAN ŞEYİN PEŞİNDEYİZ"
* Komedi ve aksiyonu birleştirirken izleyicinin temposunu düşürmeden eğlenceli bir akış yakalamak gerekiyor. Bunu sağlamak için özellikle dikkat ettiğiniz unsurlar var mıydı?
İnan Ulaş Torun: Beni perişan etmek. Gerçekten yani bütün başlarına ne gelirse. (Gülüyor)
Gökhan Yıkılkan: Aksiyon olmasa bile aksiyon yaratmak. o komediye zemin hazırlayacak her şeye izin vermek. Olmayan bir şeyde mesela durduk yere şimdi ben bunu buradan bu tarafa doğru itmiş olsam doğal olarak oradan bir reaksiyon çıkacak. Aslına bakarsan biz bu reaksiyona gebe olan şeyin peşindeyiz. Bizim uyumumuz da oradan çıkıyor. Yani biz tamam yazdık bir şeyler, garanti kendimizce espriler var ama bizim o uyumumuz, o anki durum ve var olmayan şey için yapacağımız herhangi bir aksiyon bizi oradaki komediye sürüklüyor. Asıl buradaki amacımız önermemiz de bu sahnelerin içinde.
"VEDALAŞMA SAHNESİNDE ÇOK ZORLANDIM"
* Komedi oyunculuğu bazen fiziksel performans da gerektiriyor. Filmde en çok efor sarf ettiğiniz sahne hangisiydi?
Gökhan Yıkılkan: Aksiyon olarak tabii filmin içerisinde bir sürü aksiyonlu iş var ama tabii Ulaş, aksiyon işinde benden daha iyidir.
İnan Ulaş Torun: Oyunculuk zaten burada dururken bile çok efor harcatan bir şey. Yani o sadece böyle koştuğun ya da bir yerden düştüğün için efor harcamıyorsun. Rahmetli Yıldız Kenter, "Kanserli, ölmek üzere olan bir hastayı oynamak bile çok efor gerektiren bir şeydir" derdi. O yüzden fiziksel dinamiği haricinde oyunculuk zaten zihinsel olarak çok yorucu bir şey. Mesela bir vedalaşma sahnemiz var o benim çok zorlandığım bir andı.
"SİNEMA BİR SANAT DALI VE YAŞAMASI LAZIM"
* Son olarak, 'Ayakçı' için izleyicilere ne söylemek istersiniz?
Gökhan Yıkılkan: Gülmek için gelsinler. Benim yazarken de bizim oynarken de tek amacımız buydu; izleyen kişi geldiğinde mutlu izlesin, gülsün ve "İyi ki gelmişiz" desin. Şu ana kadar tabii ki ön izlemeler de yaptık ve burada gördüğümüz ve iddialı olduğumuz konu da bu. Bunu başardığımızı düşünüyorum.
İnan Ulaş Torun: Herkesi bekliyoruz. Öncelikle sadece bizim filmimize değil, insanları sinemaya bekliyoruz. Sinemaya gitmek önemli çünkü bir sanat dalı ve yaşaması lazım. Sadece evimizden oturarak olmuyor. Hiçbir şeyin olmadığı gibi... O yüzden de kalkıp harekete geçilmeli, sinemaya gidilmeli. Bizim filmimizde de biz tekrar yıllar sonra bir araya geldik. İzleyicimizin bizi çok özlediğini biliyorum. Bu birliktelik ve diğer kadrodaki müthiş oyuncu arkadaşlarla beraber mükemmel bir uyum yakalandı. Yani görmeye değiyor.