Boykot çağrısına bakanlar ve iş dünyasından peş peşe tepkiler
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, boykot çağrıları nedeniyle ticaretinde maddi kaybı olan esnafın, şirket sahibi ve hissedarlarının borçlar hukuku kapsamında tazminat davası açma hakkı olduğunu belirterek, "Bu konuda kimse tereddüt etmesin." dedi. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da "Yerli sermayeyi hedef alan ve ticaret hayatını sabote etmeye yönelik bu sorumsuz linç girişimi, açıkça hukuka aykırıdır." ifadelerini kullandı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, üreten, istihdam sağlayan, yatırım yapan şirketlerin hedef haline getirilmesinin ve boykot çağrılarının yanlış olduğunu belirterek, "Şirketlerimiz siyasi tartışmaların dışında tutulmalıdır" ifadesini kullandı

Ticaret Bakanı Ömer Bolat AA muhabirine yaptığı açıklamada, bazı kişi ve kuruluşların, sosyal medya mecralarından "2 Nisan'da ticareti durduralım" şeklindeki boykot çağrılarını esefle kınadığını belirtti.
Nisan ile beraber ilkbaharın başladığını, tabiatın canlandığını, üretimin arttığını, ekonominin canlandığını dile getiren Bolat, Türkiye Yüzyılı'nın ticaretin de yüzyılı olacağını ifade etti.Türkiye’nin ticaretteki artış ile ekonomideki büyümesini dolar bazında 6,5 kat artırdığını, 11 milyon yeni istihdam sağladığını hatırlatan Bolat, boykot çağrılarını, muhalefetin elindeki belediyeleri saran yolsuzluk ve rüşvet skandallarını örtbas etme girişimi olarak nitelendirdi. Bolat, şöyle devam etti:
"Boykot çağrıları ekonomiyi sabotaj girişimidir. Özellikle haksız ticaret, rekabet unsurları içermektedir. Kendilerini ülkenin efendisi ve sahibi zanneden, ‘biz ne istersek o olur’ anlayışıyla hareket eden ama 22 yıldır hüsrana uğrayan, kendilerini birinci sınıf üstenci vatandaş görüp, halkımızın çok büyük çoğunluğunu adeta ikinci sınıf vatandaş görme kibrine ulaşan ve sınıfsal üstünlük savaşı veren dar çerçevedeki lüks ve rant debdebesi içinde olan çevrelerin beyhude girişimi olarak görüyoruz."
"HERKESİ ALIŞVERİŞ YAPMAYA DAVET EDİYORUM"
Bolat, Ticaret Kanunu, borçlar kanunu, rekabet hukuku, ceza hukuku ve milli güvenlik boyutu itibarıyla adalet mekanizmasında mutlaka gerekenin yapılacağına dikkati çekerek, şunları bildirdi:
"Bu noktada vatandaşlarımızı, özellikle bu azgın azınlığın ekonomiye, istihdama, halkımızın iş, aş ve gelir durumlarına sekte vurma çabalarına karşı dimdik durmaya davet ediyorum. Vatandaşlarımıza bir çağrım var, 'Eğer bugün, yarın, öbür gün ya da birkaç gün sonra yapacağınız alışveriş planınız varsa mutlaka 2 Nisan günü alışverişinizi, ticaretinizi yapmaya' davet ediyoruz. Bunun yanında da özellikle esnafımızın, ticaret erbabımızın, şirketlerin temsilcileri olan odalara da çağrıda bulunmak istiyorum. Esnaf, ticaret ve sanayi odaları ile ticaret borsalarını, üyelerinin hak ve menfaatlerini korumaya çağırıyorum. Çünkü bu onların görevidir. Makosen koltuklarında ve lüks debdebe içindeki mekanlarında Türkiye'ye yön vermeye çalışan, halkın iradesini hiçe sayanların, halkın 22 yıldır seçimlerle iş başına getirdiği hükümetin 22 yıllık ekonomideki, terörle mücadeledeki ve istikrardaki, dış politikadaki, milli savunmadaki büyük başarılarına karşı dijital sosyal medya üzerinden yapmaya çalıştıkları bu bozgunculuğu bozguna uğratmaya vatandaşlarımızı, şirketlerimizi, esnafımızı davet ediyorum. Allah'ın izniyle bu çabaları da yine hüsrana uğrayacaktır."
Türkiye'nin terörü yenmiş olarak siyasi ve güçlü ekonomik istikrarıyla birlikte yoluna devam edeceğini dile getiren Bolat, depremin yaralarını saracağını ve ekonomide makro istikrarı, satın alma gücünü, istihdam imkanlarını ve refah düzeyini daha da arttırarak ekonomideki başarılarına yenilerini ekleyeceğini kaydetti.
Bolat, özellikle ticareti durdurma çabalarıyla alakalı olarak ticaretinde zarar edenlerin tazminat davası açma haklarının olduğunu anımsatarak, "Boykot çağrıları nedeniyle ticaretinde maddi kaybı olan esnafımız, şirket sahipleri ve hissedarların borçlar hukuku kapsamında tazminat davası açma hakları var, bu konuda kimse tereddüt etmesin"." ifadelerini kullandı.
ADALET BAKANI TUNÇ: AÇIKÇA HUKUKA AYKIRI
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Yerli sermayeyi hedef alan ve ticaret hayatını sabote etmeye yönelik bu sorumsuz linç girişimi, açıkça hukuka aykırıdır." ifadelerini kullandı.
Tunç, sosyal medya hesabından İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik yolsuzluk soruşturması sonrası başlatılan boykot çağrılarına ilişkin açıklama yaptı.
Bakan Tunç, "Cumhuriyet Halk Partisinin bazı markaları hedef alan sistemli boykot çağrısı, ekonomik düzene yönelik organize bir karalama kampanyasıdır. Hukuk devletinde hiç kimse, markaları, şirketleri veya tüketicileri ideolojik çizgisine göre hizaya sokamaz. Kimse, kendi siyasi çıkarı uğruna, binlerce insanın emeğini tehdit edemez. Yerli sermayeyi hedef alan ve ticaret hayatını sabote etmeye yönelik bu sorumsuz linç girişimi, açıkça hukuka aykırıdır." ifadelerine yer verdi.
Bu nedenle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca resen soruşturma başlatıldığını anımsatan Tunç, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bir işletmenin itibarını zedeleyici, faaliyetini sekteye uğratıcı kasıtlı beyanların, iş ve çalışma hürriyetini tehdit eden her girişimin hukuki ve cezai sorumluluğu vardır. Bağımsız ve tarafsız yargı; esnafımızın, emekçimizin ve tüyü bitmemiş yetimin hakkını sonuna kadar savunmaya devam edecektir. Şahsi menfaatlerinin esiri olan ana muhalefet partisinin genel başkanı, yaşadığı akıl tutulmasından bir an önce dönmeli, milletimizi birbirine düşürecek ve kaos oluşturacak sorumsuz ve şuursuz çağrılarından vazgeçmelidir. Böylesine seviyesiz ve akıl dışı çağrılara milletimiz kesinlikle itibar etmeyecek, ülkemizi kutuplaştırmaya çalışanlara, ekonomimize zarar vermeyi amaçlayanlara, sokakları karıştırmak isteyenlere sağduyusuyla, birlik ve beraberliğiyle en güzel cevabı verecektir."
"HUKUK DÜZENİMİZDE KABUL EDİLEBİLİR BİR DURUM DEĞİL"
Öte yandan, A Haber televizyonuna bağlanan Tunç, resen başlatılan soruşturmanın ilerleyen süreçlerinin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca kamuoyuyla paylaşacağını söyledi.
Bakan Tunç, "Bu boykot çağrısı, özellikle ekonomiye yönelik organize bir saldırı, bir karalama kampanyası, bu ülkenin yerli ve milli markalarına yönelik linç girişimi. Bu bizim hukuk düzenimizde kabul edilebilir bir durum değil." dedi.
Türk Ticaret Kanunu uyarınca, hem kamu düzeni bakımından hem de yine ilgili firmaların hukuki hakları bakımından yapabilecekleri birtakım girişimler bulunduğunu aktaran Tunç, "Özellikle CHP'nin bazı markaları hedef alan sistemli boykot çağrısı, ekonomik düzene yönelik bu organize karalama kampanyasına bir kere milletimiz kesinlikle itibar etmeyecektir. Milletimize güveniyoruz, milletimizin sağduyusu bu tür saçma sapan girişimlere itibar etmez. Dolayısıyla bu çağrı da boşa çıkacaktır. Aksine bu çağrılarla aslında CHP ve bu çağrıyı yapan yöneticileri, millet nezdinde itibar kaybetmeye devam edecektir." diye konuştu.
"BU HUKUKA AYKIRI, HUKUKSUZ BİR BOYKOT ÇAĞRISI"
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında tutuklanmasının ardından İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu ve soruşturma kapsamındakilerle ilgili yürütülen sürece de değinen Tunç, şunları söyledi:
"Bir adli soruşturma başlamış, soruşturma gizliliği var. Dolayısıyla delilleri bilmiyorsunuz. Dosyanın kapsamını bilmiyorsunuz. Daha ilk dakikalardan itibaren burada soruşturmayı etkilemeye yönelik birtakım çaba içerisine giriyorsunuz ve sokak çağrılarıyla bir amaca ulaşmak istiyorsunuz. Ama burada da hep birlikte de görüyoruz ki farklı alanlara çekerek ekonomiyi sarsmaya yönelik birtakım çaba içerisinde, özellikle yerli sermayeyi hedef alan ticaret hayatını sabote etmeye yönelik sorumsuzca bir linç girişimi. Bu hukuka aykırı, hukuksuz bir boykot çağrısı."
Tunç, Türkiye'de ilgili kanunlarda bir işletmenin itibarını zedeleyici, faaliyetini sekteye uğratıcı kasıtlı beyanların, iş ve çalışma hürriyetini tehdit eden her girişimin karşılığı, hukuki ve cezai sorumluluğu olduğunu anlatarak, şöyle devam etti:
"Bunları takdir edecek olan elbette ki yargı mensuplarımızdır. Bağımsız ve tarafsız yargımız, ekonomik hayata yönelik hukuksuz girişimlere karşı da cevap verecektir. Esnafımızın, emekçimizin, tüyü bitmemiş yetimin hakkını kim koruyacak, elbette ki bu ülkenin hukuku koruyacak, yargı mensupları koruyacak. Milletimiz hiç endişe etmesin. Zaten bu anlamda suç teşkil eden tavır ve davranışlarla ilgili olarak yargı gecikmeksizin kendi işini yapmaya devam ediyor. Bu ülkede hiç kimse markaları, şirketlerimizi veya tüketicileri kendi ideolojik çizgisine göre hizaya sokulması bekliyorsa bu beyhudedir. Kimse kendi siyasi çıkarı uğruna binlerce insanın emeğini tehdit edemez. Bu noktada biz hem AK Parti olarak, hükümet olarak, kabine olarak, bağımsız ve tarafsız yargı olarak milletimizin hakkını, hukukunu sonuna kadar korumakta kararlı olduğumuzu da buradan ifade etmek istiyorum."
Türk Ceza Kanunu (TCK) hükümlerinin açık olduğunu belirten Tunç, "Burada bir işletmenin itibarını zedeleyici, faaliyetini sekteye uğratıcı kasıtlı beyanlar, haksız rekabetle ilgili hükümler ortada. Burada ilgili firmaların kendi hukuki hakları olduğu gibi aynı zamanda TCK gereğince iş ve çalışma hürriyetini tehdit eden bir girişim varsa bu konudaki yargı elbette ki gereğini yapacaktır. Burada ana muhalefet partisi genel başkanının, başından beri maalesef kendi partisindeki iç çekişmeler, kargaşa ve bu adli soruşturma üzerinden takındığı tutum, davranış, izlediği politika ve izlediği yol, maalesef yol değil. Aslında bir an önce bu politikayı bırakması lazım. Özellikle yerli ve milli ekonomiyi hedef alması çok mantık dışı bir şey." şeklinde konuştu.
"Bu, Türkiye'nin gelişmesini, kalkınmasını istemeyen, Türkiye'yi engellemek isteyen, kirli zihniyete hizmet eden bir politikadır. Dolayısıyla, bu yanlıştan dönmeleri lazım ama maalesef sürekli farklı yollar izleyerek yanlış bir yol içerisindeler." diye konuşan Tunç, şunları kaydetti:
"CHP'nin izlediği yol gerçekten mantık dışı, yani kabul etmek mümkün değil. Böyle, burada milletin zararına olacak, ekonomiye yönelik saldırı teşkil edecek politika izlemek, mantık dışı politika, milletin kabul edeceği bir şey değil. Yani bunun izahı yok. Cumhuriyet Halk Partisinin, yıllarca iktidar olamamasının sebebi de bu. Adli soruşturmadan yola çıkarak ülkeyi karıştırmaya çalışmak, sokakları terörize etmek hukuki şeyler değil. Bu boykot çağrısı milletimiz tarafından tasvip edilmeyecektir, bilakis ters tepki yapacaktır. Bir an önce bu yanlıştan dönmeleri lazım. Bu ülkenin ekonomisini, hiç kimse sarsamayacaktır. Bu millet, ülkesine, ekonomisine her zaman sahip çıkacaktır. Amacı maalesef ters tepecektir. Ekonomiye zarar vermek isterken bunlar, kendilerine zarar vermiş olacaklar."
Tunç, "Bu boykot çağrısını paylaşanlar hakkında gözaltı olup olmayacağına" yönelik soru üzerine, "Yargının başlatmış olduğu resen soruşturma var. Bu soruşturma kapsamında, bu çağrıyla ilgili olarak özellikle kanunun hangi hükmünü kimler ilan etmiştir, bunun takdirini elbette ki tarafsız ve bağımsız yargı yapacaktır. O nedenle bizim kimlerin, bu soruşturma kapsamında değerlendireceğine ilişkin söz söylememiz uygun olmaz. O yargının işidir, yargı gereğini yapacaktır." yanıtını verdi.
"İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINCA RESEN SORUŞTURMA BAŞLATILMIŞTIR"
Bakan Tunç, "Yerli sermayeyi hedef alan ve ticaret hayatını sabote etmeye yönelik bu sorumsuz linç girişimi, açıkça hukuka aykırıdır. Bu nedenle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca resen soruşturma başlatılmıştır. Bir işletmenin itibarını zedeleyici, faaliyetini sekteye uğratıcı kasıtlı beyanların, iş ve çalışma hürriyetini tehdit eden her girişimin hukuki ve cezai sorumluluğu vardır. Bağımsız ve tarafsız yargı; esnafımızın, emekçimizin ve tüyü bitmemiş yetimin hakkını sonuna kadar savunmaya devam edecektir. Şahsi menfaatlerinin esiri olan ana muhalefet partisinin genel başkanı, yaşadığı akıl tutulmasından bir an önce dönmeli, milletimizi birbirine düşürecek ve kaos oluşturacak sorumsuz ve şuursuz çağrılarından vazgeçmelidir. Böylesine seviyesiz ve akıl dışı çağrılara milletimiz kesinlikle itibar etmeyecek, ülkemizi kutuplaştırmaya çalışanlara, ekonomimize zarar vermeyi amaçlayanlara, sokakları karıştırmak isteyenlere sağduyusuyla, birlik ve beraberliğiyle en güzel cevabı verecektir" ifadelerine yer verdi.
İÇİŞLERİ BAKANI ALİ YERLİKAYA: BOYKOT ÇAĞRISI YAPANLAR BİNLERCE İNSANIN EKMEĞİYLE OYNAYACAK
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, "Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Tehditlerle, parmak sallamalarla, sokak ve boykot çağrılarıyla eğip, bükülemez. ifadelerini kullandı.
Yerlikaya, sosyal medya hesabından İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik yolsuzluk soruşturması sonrası başlatılan boykot çağrılarına ilişkin açıklama yaptı.
Bakan Yerlikaya, şunları kaydetti:
"Gençlerimizi kendi siyasi emelleri uğruna sokaklara çağırıp iç karışıklık çıkarmaya çalışanlar; halkımız arasında kin ve düşmanlık tohumlarını ekmeye uğraşanlar, 'işkence yapılıyor' diyerek ülkemize iftira atanlar, şimdi de 'boykot çağrısı' yapıyorlar. Ana muhalefetin fütursuz çağrılarını büyük bir keyifle izleyenlerin başında siyonist İsrail’in gelmesi, nasıl bir tezahürdür? Türkiye kendi ayaklarının üzerinde durdukça, dünya siyasetinde dik ve güçlü bir duruş sergiledikçe, bölgesinde olup bitene seyirci kalmadıkça, hem milletimizin hem de mazlumların hakkını korudukça, birileri yine aynı oyunları sahneye koymaya başladı. Şimdi de 'boykot’' diyorlar. Peki kim, kimi boykot edecek? Milletimiz; kendi esnafını, çiftçisini, yerli ve milli ürünlerini, üreticilerini, öz sanayisini boykot edecek, öyle mi? 'Demokratik hak' kalkanı gölgesinde istenen bu mu?"
Boykot çağrısı yapanların binlerce insanın ekmeği ile oynayacağına işaret eden Yerlikaya, "Unutulmasın ki bu çağrı ekonomik bağımsızlığımıza yönelik bir sabotajdır. Bu boykot çağrısı, binlerce insanın ekmeğiyle oynamak demektir! Bu çağrı milli ekonomimize suikasttır! Kendi insanımızın ekmeğini küçültmektir. Ekonomimize bir darbe girişimidir! Oysa biz 'boykotla değil, üretimle büyürüz!' Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Tehditlerle, parmak sallamalarla, sokak ve boykot çağrılarıyla eğip, bükülemez. Parti içi kavgalarınıza ülkemizi alet etmeyin! İşçilerimizin, üreticilerimizin, çiftçilerimizin gücü; gençlerimizin enerjisiyle, 7’den 77’ye, alın terimizi akıtmaya, bir ve beraber olarak Büyük ve Güçlü Türkiye hedefine doğru yürümeye devam edeceğiz." ifadelerine yer verdi.
BAKAN URALOĞLU: AZİZ MİLLETİMİZ NEYİN NE OLDUĞUNU BİLİR
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, üreten, istihdam sağlayan her kişi ve kurumun, Türkiye'nin milli gücü olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti:
"Bu güce zarar vermek isteyenlerin hedefi sadece markalar değil, emeğimiz, birlikteliğimiz ve geleceğimizdir. Boykot adı altında yürütülen kirli söylemler, bu milleti yıldıramaz. Aziz milletimiz neyin ne olduğunu bilir, ferasetiyle, basiretiyle her oyunu bozar. Toplumu bölmeye çalışanlar yine ve her zaman kaybedecektir. Biz biriz ve birlikte güçlüyüz."
BAKAN OSMAN AŞKIN BAK: BU HAREKET BOYKOT DEĞİL, MİLLİ ZARARDIR
Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik yolsuzluk soruşturması sonrası başlatılan boykot çağrılarına tepki gösterdi.
Sosyal medya hesabından açıklamada bulunan Bak, "Ülkemizin geleceğine ve milletimizin emeğine doğrudan zarar verecek bu hareket, boykot değil milli zarardır." ifadesini kullandı.
Bak, üzerinde Türk bayrağı bulunan ve “Boykot ile asıl hedefleri: Yerli üretimi durdurmak!” yazılı görseli de açıklamasına ekledi.
BAKAN YUMAKLI: MİLLETİMİZ GEREKEN CEVABI VERECEK
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, kendi üreticisine, kendi esnafına sırt dönmenin, kendi emeğini baltalamak olduğunu belirterek, "Üretimin, istihdamın, milli ekonomimizin işleyen çarklarına çomak sokmaya çalışanlara karşı milletimiz gereken cevabı verecektir." ifadesini kullandı.
Yumaklı, ekonomik boykot çağrılarına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:
"Bizim üreticimiz, bizim çiftçimiz, bizim esnafımız. Milli markalarımıza 'boykot' adı altında yapılmaya çalışılanların, Türkiye'ye zarar vereceği aşikardır. Kendi üreticimize, kendi esnafımıza sırtımızı dönmek, kendi emeğimizi baltalamaktır. Üretimin, istihdamın, milli ekonomimizin işleyen çarklarına çomak sokmaya çalışanlara karşı milletimiz gereken cevabı verecektir."
IŞIKHAN: ÇALIŞANIN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımında, "Çalışanın, üretenin, ihracat yapanın yanında olmaya devam edeceğiz. Sorumsuz çağrılarıyla emekçilerimizin, istihdam oluşturan girişimcilerimizin ve sanayicilerimizin ekmeğiyle, helal kazancıyla oynamaya çalışanlar asla amacına ulaşamayacaktır" dedi.
SANAYİ VE TEKNOLOJİ BAKANI KACIR: MİLLETE ZARAR VERME TEŞEBBÜSÜ
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, boykot çağrılarının asıl amacının Türkiye ekonomisine zarar vermek olduğunu belirterek, "Türkiye'ye, Türkiye'nin üretim gücüne, istihdamına, emekçilerine, esnafına, girişimcilerine, sanayicilerine, topyekun milletimize zarar verme teşebbüsüdür bu." dedi.
Kacır, A Haber canlı yayınında telefon bağlantısıyla katıldığı programda, bazı kişi ve kuruluşların, sosyal medya mecralarından "2 Nisan'da ticareti durduralım" şeklindeki boykot çağrılarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Türkiye'ye, Türk ekonomisine zarar vermeye teşebbüs eden bu tür girişimlere asla fırsat vermeyeceklerini vurgulayan Kacır, ana muhalefet partisinin kendi içinde büyük bir savrulma yaşadığını, iç çekişmelerin sonucu açığa çıkan yolsuzlukların üstünü örtme çabasıyla sokak çağrıları yaptıklarını ve şimdi de boykot çağrılarıyla gündemi değiştirmeye ve ülkeye zarar vermeye gayret ettiklerini söyledi.
Bu yolun onlar için bir "çıkmaz sokak" olduğunu belirten Kacır, "Buradan hiçbir yere varamazlar. Türk milleti feraset, basiret sahibidir. Milletimiz asla bu tür oyunlara gelmez. Bu boykot çağrılarıyla kime zarar verilmek isteniyor? Bizim hasımlarımıza mı, rakiplerimize mi, diğer ülkelere mi? Yani bu çağrılar nihayetinde kime zarar vermiş olacak? Türk ekonomisine zarar vermiş olacak, maksatları bu. Türkiye'ye, Türkiye'nin üretim gücüne, istihdamına, emekçilerine, esnafına, girişimcilerine, sanayicilerine, topyekun milletimize zarar verme teşebbüsüdür bu. Dolayısıyla buna ben milletimizin asla prim vermeyeceğini düşünüyorum." diye konuştu.
BAKAN KURUM: KAYBETMEYE MAHKUMSUNUZ
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, "Huzurumuzu ve ekonomimizi hedef alarak attığınız her adımda hep kaybetmeye mahkumsunuz!" ifadesini kullandı.
Bakan Kurum, sosyal medya hesabından, İstanbul Büyükşehir Belediyesine (İBB) yönelik yolsuzluk soruşturması sonrası başlatılan boykot çağrılarına ilişkin açıklama yaptı.
Kurum, şunları kaydetti:
"Boykot diyerek, bu milletin işini, aşını, esnafın siftahını, helal kazancını, çiftçinin emeğini, alın terini hedef aldınız. Ama şunu iyi bilin ki bu çağrılarla ne para kulelerini, yolsuzluk skandallarını örtebilir ne de bu millete zarar verebilirsiniz. Huzurumuzu ve ekonomimizi hedef alarak attığınız her adımda hep kaybetmeye mahkumsunuz!"
BAKAN TEKİN: MİLLET KENDİ EMEĞİNİ KİMSEYE ASLA YEM ETMEYECEK
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, paylaşımında, "Yerli ve milli markalara yönelik boykot çağrılarının, ülkemizin daha müreffeh yarınlara ulaşmasına zarar vereceği açıktır. Bilinmelidir ki, bu büyük millet kendi emeğini kimseye asla yem etmeyecektir. Boykot naralarıyla ayrıştırıcı söylemler üretenler, milletimizin birliği ve beraberliği karşısında her daim yenilmeye mahkumdur." ifadelerine yer verdi.
BAKAN GÖKTAŞ: BAŞARILI OLAMAYACAKLAR
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Boykot adı altında yapılan çağrı ile hedef aldıkları, alın teriyle üreten işçimiz, toprağını işleyen çiftçimiz, istihdam sağlayan girişimcimiz ve bu ülkenin refahını inşa eden tüm kesimlerdir! Türkiye'nin emeğine, kazanımlarına ve geleceğine doğrudan zarar veren bu hareket, boykot değil milli zarardır. Bizler, emeğiyle büyüyen, üretimiyle güçlenen, birliğiyle yükselen bir milletiz. Toplumsal birliği bozmayı, Türkiye'ye kaybettirmeyi amaçlayanlara karşı dimdik duruyor ve bu zihniyeti reddediyoruz. Bu ülkenin değerlerine, emeğine, büyümesine zarar vermeyi amaçlayanlar hiçbir zaman başarılı olamayacaklar" dedi.
TESK: ESNAF VE SANATKARA DESTEK OLUNMALI VE TİCARET DURDURULMAMALI
Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, esnaf ve sanatkara destek olunması, ticaretin durdurulmaması gerektiğini belirtti.
Palandöken, "ekonomik boykot" çağrısına ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, "Bu ekonomik zorlukta müşterisine hizmet etmeye çalışan esnaf ve sanatkara destek olunmalı ve ticaret durdurulmamalı." ifadesini kullandı.
TOBB BAŞKANI HİSARCIKLIOĞLU: ŞİRKETLERİMİZ SİYASİ TARTIŞMALARIN DIŞINDA TUTULMALI
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, üreten, istihdam sağlayan, yatırım yapan şirketlerin hedef haline getirilmesinin ve boykot çağrılarının yanlış olduğunu belirterek, "Şirketlerimiz siyasi tartışmaların dışında tutulmalıdır." ifadesini kullandı.
Hisarcıklıoğlu, ekonomik boykot çağrılarına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:
"Üreten, istihdam sağlayan, yatırım yapan şirketlerimizin hedef haline getirilmesi ve boykot çağrıları yanlıştır. Şirketlerimiz siyasi tartışmaların dışında tutulmalıdır."
İTO BAŞKANI AVDAGİÇ: BOYKOT ÇAĞRILARI YANLIŞTIR
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, ekonomik boykot çağrılarının yanlış olduğunu belirterek, "Türkiye'nin yerli ve bağımsız ekonomisinin ürünü ve istihdam kaynağı olan şirketlerine saldırılamaz." değerlendirmesinde bulundu.
Avdagiç, İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması sonrası başlatılan ekonomik boykot çağrılarına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:
"Bizi biz ve bir yapan değerlerimize sahip çıkmamız gereken günlerden geçiyoruz. Şirketlerimiz bu değerlerimizin başında gelir. Boykot çağrıları yanlıştır. Türkiye, bir aklıselim ülkesidir. Köklü devlet geleneğiyle, kısır siyasi çatışmaların savuracağı bir ülke olamaz. Kaybedenin Türkiye'nin şirketleri, Türkiye'nin ekonomisi, 86 milyon vatandaşımızın fedakarlığıyla oluşturduğu üretim birikimi olmasına izin vermemeliyiz. Türkiye'nin yerli ve bağımsız ekonomisinin ürünü ve istihdam kaynağı olan şirketlerine saldırılamaz."
İSO BAŞKANI BAHÇIVAN: ÇAĞRILAR KONUSUNDA DİKKATLİ VE DUYARLI OLUNMALI
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, boykot çağrılarına ilişkin, "Ülkemizde ticari hayatı sekteye uğratacak, üretim hayatında olumsuz sonuçlar doğuracak çağrılar konusunda dikkatli ve duyarlı olunmalıdır." ifadelerini kullandı.
Bahçıvan, İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması sonrası başlatılan ekonomik boykot çağrılarına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, şunları kaydetti:
"Demokrasinin olduğu toplumlarda vatandaşın beğenmediği, fikrinin uyuşmadığı konularda itiraz ve eleştiri hakkını kullanması, yasal yollardan tepkisini ortaya koyması demokratik, doğal bir haktır. Son günlerde ülkemizde ticari hayatı sekteye uğratacak, üretim hayatında olumsuz sonuçlar doğuracak çağrılar konusunda dikkatli ve duyarlı olunmalıdır. Üretim ve ticaret hayatındaki dengelerin sarsılması, tahrip edilmesi yerine; demokrasinin ve yasaların sınırları içinde hareket edilmesinin ülkemiz için yararlı olacağını düşünüyorum."
ASO: TAM BAĞIMSIZLIK, ANCAK EKONOMİK BAĞIMSIZLIKLA MÜMKÜNDÜR
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, üretim ve istihdam sağlayan firmalar için risk oluşturacak her türlü eylem ve boykottan kaçınılması gerektiğini bildirdi.
Ardıç, yazılı açıklamasında, tam bağımsızlığın ancak ekonomik bağımsızlıkla mümkün olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Üretim ve istihdamın devamlılığı ekonomik bağımsızlığın temel şartlarındandır. Üretim, istihdam sağlayan firmalarımız için risk oluşturacak her türlü eylem ve boykottan kaçınmalıyız. İçinden geçtiğimiz bu zorlu sürecin, toplumumuzun tüm kesimlerini tatmin edecek itidalli bir anlayışla aşılacağına inancımız tamdır."
TÜRES GENEL BAŞKANI: TÜM ESNAFIMIZ, ÜRETİCİMİZ VE İŞLETMELERİMİZ HEDEF ALINIYOR
Tüm Restoranlar ve Turizmciler Derneği (TÜRES) Genel Başkanı Ramazan Bingöl, "boykot" çağrılarının yerli ve milli markalar ile küçük esnafı zor durumda bırakabileceğini belirterek, "Bu çağrılarla Türkiye'deki farklı siyasi görüşlerden tüm esnafımız, üreticimiz ve işletmelerimiz hedef alınıyor." değerlendirmesinde bulundu.
Bu çağrının ülke ekonomisini hedef aldığını, yerli ve milli markalar ile küçük esnafı zor durumda bırakacağını kaydeden Bingöl, şu ifadeleri kullandı:
"Bu çağrılarla Türkiye'deki farklı siyasi görüşlerden tüm esnafımız, üreticimiz ve işletmelerimiz hedef alınıyor. Milyonlarca insan, boykot yapılması istenilen o alışverişler sayesinde geçimini sağlıyor. Bu işletmelerimizin elektriği, suyu, çalışan ödemesi ve kirası var. Bu sebeple söz konusu çağrının karşısındayız. Bu durumun hiç kimseye bir faydası olmadığı gibi ekonomiye de zarar verecektir. Duyarlı vatandaşlarımızın yarın daha çok alışveriş yapmasını ve daha çok tüketmesini istiyoruz. Yerli ve milli markalarımıza tam destek veriyoruz. İnanıyoruz ki bu çağrıyı milletimiz sağduyusuyla boşa çıkaracaktır."
MÜSİAD: KÜRESEL SERMAYEYE ALAN AÇMAYA YÖNELİK AÇIK BİR GİRİŞİM
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Mahmut Asmalı, boykot çağrılarının ekonomik dengeleri bozma girişimi olduğunu belirterek, "Bu çağrı, yerli ve milli sermayemizi zayıflatmaya, ekonomik bağımsızlığımızı tehlikeye atmaya ve küresel sermayeye alan açmaya yönelik açık bir girişimdir." değerlendirmesinde bulundu.
Asmalı, İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik yolsuzluk soruşturması sonrası başlatılan "ekonomik boykot" çağrılarına ilişkin yazılı açıklama yaptı.
CHP tarafından bugün için duyurulan boykot çağrısının bazı çevrelerce de desteklendiğini kaydeden Asmalı, bu çağrının ekonomik dengeleri bozma girişiminin yanı sıra piyasaları kilitleyerek üretimi ve istihdamı olumsuz etkileme çabası olduğunu bildirdi.
Asmalı, "Bu çağrı, yerli ve milli sermayemizi zayıflatmaya, ekonomik bağımsızlığımızı tehlikeye atmaya ve küresel sermayeye alan açmaya yönelik açık bir girişimdir." ifadelerini kullandı.
Ekonominin, bir milletin ortak emeği olduğunu kaydeden Asmalı, bu emeği sekteye uğratmaya yönelik her hareketin, yalnızca firmalara değil esnafa, sanayiciye ve tüm vatandaşlara zarar vereceğini vurguladı.
Mahmut Asmalı, toplumu bu tür suni kriz çağrılarına karşı durmaya davet ederek, şu açıklamalarda bulundu:
"Tüm vatandaşlarımızı bugün ekonomimize daha güçlü destek vermeye, yerli üretim yapan firmalara ve markalara sahip çıkmaya, alışverişlerini ertelemek yerine, Türkiye'nin ekonomik istikrarını korumak için ekonomiye katkı sağlamaya davet ediyoruz. Türkiye ekonomisi, üretim gücü, istihdam olanakları, ihracat odaklı büyüme modeli ve girişimcilerimizin azmiyle son yıllarda önemli bir ivme kazanmıştır. İş dünyamızın özverili çalışmaları sayesinde ülkemiz, küresel ekonomideki zorluklara rağmen istikrarlı büyümesini sürdürmektedir. Daha önce de belirttiğimiz gibi iş dünyası, siyasi tartışmaların dışında tutulmalı ve tüm paydaşlar, ülkemizin refahı için ortak akılla hareket etmelidir."
İSTANBUL TİCARET BORSASI BAŞKANI KOPUZ: MİLLETİMİZ BU OYUNLARA ELBETTE GELMEYECEKTİR
İstanbul Ticaret Borsası Başkanı Ali Kopuz, "boykot" çağrılarına ilişkin, "Vatandaşlarımız yerli markalarına sahip çıkınca, bu kez tüm ticareti engellemeye çalışıyorlar. Bu çağrı tam bir çaresizlik ve basiretsizlik örneği. Milletimiz bu oyunlara elbette gelmeyecektir." değerlendirmesinde bulundu.
Muhalefetin, yolsuzluk soruşturmasını unutturmak için her şeyi yaptığını ve tüm tuşlara bastığını belirten Kopuz, "Önce gençleri sokağa dökmeye çalıştılar, istedikleri başarıyı elde edemeyince, yerli ve milli markaları hedef tahtasına koydular. Vatandaşlarımız yerli markalarına sahip çıkınca, bu kez tüm ticareti engellemeye çalışıyorlar. Bu çağrı tam bir çaresizlik ve basiretsizlik örneği. Milletimiz bu oyunlara elbette gelmeyecektir." ifadesini kullandı.
Ali Kopuz, boykot çağrılarının "yolsuzluk soruşturmalarının üzerinin örtülmesi" amacıyla yapıldığını belirterek şunları kaydetti:
"Bu çağrılar, bir yolsuzluk soruşturmasını örtmek ve algı yönetimi için sadece Türkiye'nin ticaretini, esnafın kazancını ve milletin ihtiyaç duyduğu ürünü almasını engellemeyi değil, milleti ayrıştırmayı da göze almış durumda olduklarını gösteriyor. Bu boykot çağrısını, çok çaresiz durumda olduklarının açık bir göstergesi olarak görüyorum ve milletimizin yarın onlara gereken cevabı vereceğine inanıyorum."
ASKON: ÜLKE EKONOMİSİNİ HEDEF ALMAK BİR DURUŞ DEĞİL AKSİNE AKIL TUTULMASIDIR
Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Genel Başkanı Orhan Aydın ise "Süreci bu boyuta çekmek, ülke ekonomisini hedef almak bir duruş değil aksine akıl tutulmasıdır." değerlendirmesini yaptı. Aydın, hukuki bir süreç yaşandığını, savcıların delillerini ortaya koyduğunu, hakimlerin mahkeme sürecini başlattığını belirtti.
Sürecin hukuk çerçevesinde nihayete ereceğine dikkati çeken Aydın, şu ifadeleri kullandı:
"Hukuki süreci de hukukçularınız ile yürütürsünüz. İnsanları sokaklara döküp karşı karşıya getirerek, ülkemizin ve milletimizin refahı için gece gündüz çabalayan üreticilerimizi hedef alarak süreci yürütemezsiniz. Süreci bu boyuta çekmek, ülke ekonomisini hedef almak bir duruş değil aksine akıl tutulmasıdır. Bu tarz bir çağrı, talep ancak ülkemiz üzerinde emperyalist düşüncesi olan zihniyetlere ait olabilir. Dün bu tarz çağrıların kimler tarafından yapıldığını biliyoruz. Bugün hala ülkemize bu tarz boykotları uygulayanların kimler olduğunu biliyoruz."
Orhan Aydın, bu çağrıların ekonomiye yönelik olumsuz etkilerine işaret ederek, şu açıklamalarda bulundu:
"Belirli bir tarafı ve grubu kendi çıkarlarınız doğrultusunda konsolide edebileceğinizi düşünebilirsiniz fakat ülke ekonomisine zarar verecek olan bu çağrılara karşı milletimiz sağduyusu ile boşa çıkartacaktır. Bu tip çağrılar sadece insanları bölmek, kendi taraftarlarını marjinalleştirmek için kullanılan bir argümandır. Halkımız da sağduyusu ile bunu boşa çıkaracaktır."
TESKOMB: SİYASİ ARENADAKİ TARTIŞMALAR KENDİ ZEMİNİNDE KALMALIDIR
Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Birlikleri Merkez Birliği (TESKOMB) Başkanı Abdulkadir Akgül, "Ahi esnafımızı zor duruma düşürecek her türlü eylem ve söylemlerden uzak durmalıyız." ifadesini kullandı.
Akgül, yazılı açıklamasında, boykot çağrılarına karşı, esnaf ve sanatkarların kendi öz sermayesi olmayan, günlük kazancıyla geçimini sağlamaya çalışan ve bu nedenle desteğe her zaman ihtiyaç duyan bir kesim olduğunun altını çizdi.
Türkiye'de oluşabilecek en küçük olumsuzlukta, doğal afetlerde veya siyasi krizlerde en önce etkilenen kesimin küçük esnaflar olduğunu belirten Akgül, şunları kaydetti:
"Ahi esnafımızı zor duruma düşürecek her türlü eylem ve söylemlerden uzak durmalıyız. Siyasi arenadaki tartışmalar kendi zemininde kalmalıdır. Asrın felaketi depremde, sel felaketlerinde, ekonomik daralma yaşanılan zamanlarda olduğu gibi bugünde esnaf ve sanatkarlarımıza her türlü desteği sağlamaya gayret edeceğimizi buradan ifade etmek istiyorum."
NE OLMUŞTU?
2 Nisan'daki boykot cagrisina destek veren CHP Lideri Özgür Özel, “Herkesi bu boykota katılarak tüketimden gelen güçlerini kullanmaya davet ediyorum. Millet, devletin gerçek sahibidir” ifadelerini kullanmıştı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, kamuoyunda "boykot" çağrıları olarak bilinen ayrıştırıcı söylemler ve bu söylemleri yayan kişilere yönelik resen soruşturma başlattığını açıklamıştı.
Başsavcılıktan yapılan açıklamada, bir süredir geleneksel ve sosyal medya yayın organlarında halkın bir kesiminin ekonomik etkinlikte bulunmasını engellemeye yönelik, kamuoyunda "boykot" çağrıları olarak bilinen ayrıştırıcı söylemler ve bu söylemleri yayan kişilerle ilgili resen soruşturma başlatıldığı bildirilmişti.
Açıklamada, soruşturmanın "nefret ve ayrımcılık" ve "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçlarından açıldığı belirtilmişti.
Öte yandan, yapılan çağrılar üzerine bazı işyerlerine yönelik fiziksel ve sözlü şiddet eylemlerine ilişkin soruşturmaların da bu soruşturma ile birleştirildiği kaydedilmişti.
*Haberin görselleri AA tarafından servis edilmiştir.