Nihilist Penguen “Halil” bize ne anlatıyor?
Yönetmen Werner Herzog'un 2007 yapımı belgeselinde kolonisinden ayrılarak denize değil, tek başına dağa yürüyen penguenin bu davranışı sosyal medya kullanıcıları tarafından felsefi-varoluşsal bir vazgeçiş, bir gidiş olarak sorgulanmaya başlandı... Peki 'Nihilist Penguen Halil' bize ne anlatıyor? Bülent AYDEMİR yazdı
NİHİLİST Penguen Halil…
Adını ben koydum; çünkü bir bireyi değil aslında bize bir ruh halini anlatıyordu. Türk halkının 19 yıl sonra gündemine oturan, sosyal medyada trend topik olan bir Penguenin hikayesi bu… Penguen Halil… Yönetmen Werner Herzog’un 2007 yapımı belgeselinde yer alan bir penguen sosyal medyada bir anda yayıldı. Kolonisinden ayrılarak denize değil, tek başına dağa yürüyen penguenin bu davranışı sosyal medya kullanıcıları tarafından felsefi-varoluşsal bir vazgeçiş, bir gidiş olarak sorgulanmaya başlandı.
Penguenin bir davranışıyla; kimi acısını/kayıplarını hatırladı, kimi sevincini, kimi öfkesini, kimi umudu… Penguenin bu hareketine bir insan davranışı olarak çeşitli anlamlar yüklense de mizah unsuru olarak kullanılsa da aslında Penguen Halil’in hikayesi bize, insanlığa çok şey anlatıyor…
PENGUEN BİR HAL’İN YANSIMASI
Penguen bireylerden çok bize toplum içindeki bireylerin ruh halini yansıtıyordu. Türkiye’de son yıllarda çok geniş bir kesimde benzer bir ruh hali yaşanıyor: Yorulmuşluk, anlamsızlık hissi, “ne yapsam değişmiyor” duygusu, sessiz bir vazgeçiş.
Penguen Halil’in kolonidekilerden farkı şuydu: “Duygularını bağırmadan, slogan atmadan, politikleşmeden ifade etti.”
Bu yüzden insanlar onu, “taraf” olarak değil, kendilerinden biri gibi gördü.
Toplum genelde uç duygular arasında sıkışıp kalır; ya isyan eder, ya içine kapanır. Panguen Halil bunların dışında bir üçüncü yoldu. Bize üçüncü yolun varlığını gösterdi: “İsyan etmeyen ama uyum da sağlayamayan, sadece olan bitene bakıp iç çeken, kendini var etme amacıyla yaptığı eylemden ötürü farkındalık oluşturan bir bilinç.”
Penguen Halil’in Türk toplumundaki yansıması şu oldu:
Kimisi “içimi okudu” dedi, kimisi, “fazla karamsar” diye rahatsız oldu. Kimisi de öfkelendi, çünkü Penguen Halil onların bastırdığı duyguları görünür kıldı.
BAŞINI ALIP GİTMEK ÇÖZÜM MÜ?
Başını alıp gitmek kesinlikle bir çözüm değil ancak anlaşılır bir tutum. Denize değil dağa gitmek, bizim kültürümüzde şu anlama gelir: “Sistemi terk etmek, temiz kalma isteği, kendini koruma refleksi...”
Sosyolojik açıdan bakıldığında bu sorunların çözümü değil, yaşanan duygusal süreçlerin bir semptomudur.
Penguen Halil bize şunu söyledi: “Bu süreçler bana iyi gelmiyor ama bunu nasıl değiştireceğimi bilmediğim için bu konuya girmiyorum…”
Penguen Halil bu noktada bir kaçış çağrısı değil, bir alarm olarak görülebilir.
Şunu söylemek yanlış olmaz: “İnsanlar artık hayal bile kurmuyor, sadece uzaklaşmak istiyor.”
Toplum açısından asıl tehlikeli olan işte bu duygu…
BİR PENGUEN’İN ANATOMİSİ
Penguen Halil’in anatomisini çıkarırsak; beyni anlamsızlık üretiyor. Sürekli şu duygulara maruz kalıyor: Belirsizlik, çifte standart, gelecek kaygısı… Beyni artık umut ve çaba üretmezken sadece hayatta kalmayı tercih ediyor.
Kalbi, bastırılmış sevgi içeriyor. Penguen soğuk görünen bir canlı olmasına rağmen, duygusuz olduğunu söyleyemeyiz.
Aynen bizim insanımız gibi: Seviyor ama söyleyemiyor, kırılıyor ama bağırmıyor… Penguenin diğerlerinden farklı olarak ve en rahatsız edici tarafı da şu: Olan biteni görüyor ama romantize etmiyor. Bu yüzden bazı insanları huzursuz ediyor.
Ayakları gitme isteğine ve komutuna uygun davranıyor. Niyeti kaçmak değil aslında. “Burada durarak kendimi kaybediyorum” demek istiyor.
Yaşadığı hayatın gerçekliği; iklimin soğuk olması. Penguen Halil bu yüzden sıcak, romantik hikayelere inanmıyor. Hayatı soğuk ama gerçek… Klişe umutlara, “bir şekilde düzelir” masallarına inanmıyor.
NİHİLİZM Mİ?
Bir Penguenden yola çıkarak, Türk halkının Nihilizme meylettiğini düşünebilir miyiz? Mümkündür.
Çünkü bu topraklarda insanlar; çok şey bekliyor, çok hayal kuruyor, çok hayal kırıklığı yaşıyor. Bu yüzden bizim Nihilizmimiz batıdaki gibi entelektüel bir çerçevede ilerlemiyor. Bizimki yorgun, ironik ve sessiz… Penguen Halil işte tam de buraya oturdu.
NİÇİN HALİL
İsmi samimi, yerli, bize uyarlanmış, fazla iddialı olmayan ama özel anlam taşıyan bir şey olmalı: “Halil”
Hal kelime kökünden türemiş bir isim. İçinde bulunulan ruh halini yansıtıyor. Sessiz, sıradan ama derin. Halil Penguen konuşmuyor ama her şeyi hissediyor, her şeyi biliyor. Aynı zamanda yorgun, dingin ve asude. Küçük nüanslar olsa da ortak bir duyguyu yansıtıyor. Konuşmayan ama çok şey anlatan; biraz edebi, biraz ironik, biraz sert.
Dertli ama bunu hüzünle birlikte mizahi bir şekilde anlatıyor.
Halil Penguen; ne kahraman, ne kurban, ne de lider… Sadece bu memleketin ruh halini taşıyan bir canlı!..